Delikanlı 19 yaşında.Dinar’daki baba evinde annesi, babası, ağabeyi ve ablasıyla birlikte yaşıyor.Sonra bir gece kötü bir rüya görüyor: Babası annesini satıyormuş ve ablası da kötü yola düşmüş.Bunun üzerine sabah kalkıp ekmek bıçağını alıyor ve bileyerek iyice keskinleştiriyor.Ertesi gece yine aynı rüyayı görüyor: Ailenin kadınları kötü yola düşmüş.Sabah kalkıyor, önce yatağında uyumakta olan annesinin boğazını kesiyor; kadının ölmediğini görünce bu kez kalbinden bıçaklamaya başlıyor.Bu sırada ağabeyinin korkudan donakalmış bir durumda olayı seyrettiğini görüyor. Onu da kapının önünde bıçaklayıp öldürüyor.Sonra sıra üniversite öğrencisi ablaya geliyor. Onu da bıçakla öldürüyor.Sonra elindeki bıçakla evden çıkıp kahvehaneye gidiyor, babasını oturduğu yerde sırtından bıçaklıyor.Adam can havliyle yola doğru kaçıyor. Genç adam arkasından koşup yakalıyor ve babasını da sekiz yerinden bıçaklayarak öldürüyor.Daha sonra polise teslim oluyor. İçinin rahat olduğunu, namusunu temizlediğini söylüyor.

Bu aile faciasını tekil bir olay olarak mı görmeliyiz?Kafası hayallerle dolu sapık bir çocuğun cinayetleri olarak mı yorumlamalıyız?Yoksa toplumdaki ahlaki çöküntünün, yanlış eğitimin, gençlerin kafalarındaki sanal dünyanın sonucu olarak mı incelemeliyiz?Ben ikinci tutumun daha doğru olacağı kanısındayım.Çünkü bu ülkede gençler, korkunç suçlar işlemeye başladı.Dinini kurtarmak için papaz kurşunlayandan, annesini yastıkla boğana kadar her gün yeni bir şiddet gösterisiyle karşılaşıyoruz.Ve benim aklıma bu gençlerin nasıl eğitildiği geliyor.Okuldaki eğitimi kastetmiyorum; çünkü o hem yetersiz hem de bugünün kitle iletişim araçları karşısında çok cılız bir yer tutuyor.Ama bu gençler müzik dinliyor, televizyon seyrediyor, maça gidiyor, internet kafelerde video oyunları oynuyor.Çocukların ve gençlerin üzerine bir çavlan gibi dökülen bu karşı konulmaz güç, onlara ne gösteriyor acaba.Çok kabaca özetlersek, medyada iki Türkiye sergileniyor.Bir yanda sahillerde ve İstanbul’da Sodom-Gomorre eğlencelerine gömülmüş çıplak kızlarla oğlanlar, öte yanda kızların kötü yola düşmesinden korkarak onları kapatmaya, dini eğitim almaya zorlayan aileler.Gelir dağılımının kabul edilemeyecek kadar bozulduğu gerçeği ve toplumu koruyan bütün değerlerin yıkıldığı bir nihilizm dönemi.Ve hepsinin üstüne çıkan bir şiddet tapınması.Ben bu katil çocuklara bir sebep değil, sonuç olarak bakıyorum.Ve korkarım daha bunlardan çok göreceğiz.Çünkü yüzyıllar boyunca insanlığın en temel eğitim araçlarından biri olan hümanist sanat ve kültür birikimi ayaklar altına alınıyor; şiddet, cehalet ve kabalık yüceltiliyor.Türkiye, gençliğini ve geleceğini hoyratça harcayan bir ülke olarak görünüyor gözüme artık.