Bu yılın ilk üç ayında trafikte kaç kişi canını yitirdi biliyor musunuz?Tam 1020 kişi.İsrail’in Lübnan bombardımanında ölenlerden daha fazla sayıda insan trafikte ölmüş.Bu sadece üç aylık sayı, yıl sonunda kim bilir kaç olacak!Ayrıca çift yollar sayesinde, kazaların açıklandığı bir dönemin verileri.Türkiye bombalanmıyor ama binlerce Türk, trafikte, düğünlerde, balkonlarda, caddelerde, soygunlarda ölüp gidiyor.İşin en garip tarafı da buna alışmış olmamız.Öylesine sindirilmiş ve tepkileri budanmış bir toplum haline getirildik ki hiçbir şeye sesimiz çıkmıyor.Üç ayda binden fazla insanın ölümünü sineye çekiyoruz; bunu mesele etmiyor, sebeplerini araştırmıyoruz.

Zaten Türk insanı neyi araştırıyor, neyin hesabını soruyor ki artık!Devlete giden insafsız vergiler yüzünden dünyanın en pahalı otomobillerini alıp, ona dünyanın en pahalı benzinini koyuyor ve yine dünyanın en kötü yollarında giderken hiçbir soru sormuyor, isyan etmiyor.Ödediği vergilerin nereye gittiği onu ilgilendirmiyor sanki.Yolların niçin doğru dürüst yapılmadığını da sorgulamıyor, vergilerin neden bu kadar yüksek olduğunu da.

Son zamanlarda büyük şehirlerde hummalı dedikleri cinsten bir inşaat faaliyeti görüyoruz.Yollar delik deşik.Seçimlere az kalmış olmasının getirdiği bir telaşla, yandaşlara ihale üstüne ihale veriliyor.Bakıyorsunuz kanalizasyon için kazılmış olan yol aylarca sürüncemede kaldıktan sonra bitiriliyor; derken, aradan on gün geçmeden bir kez daha kazılıyor. Bu kez elektrik için. On gün sonra su için.Oradan gelip geçenler bu paraların da ceplerinden çıktığını düşünmüyor bile.

Türkiye bir yolsuzluk cenneti.Yolsuzluğun sağcısı solcusu, laiki şeriatçısı, kentlisi köylüsü, doğulusu batılısı yok.Önüne gelen soyuyor.Belediyelerdeki kavga, rant kavgası.Kim gücü eline geçirirse, Türkiye’yi istila edilmiş bir düşman ülkesi gibi talan ediyor.Bu işe bulaşmamış bir tek siyasal parti yok.Buna rağmen vatandaş siyasilerin peşinden koşuyor, meydanlara dolup onları alkışlıyor ve en önemlisi hesap sormuyor.Halk, daha iyi, daha dürüst, daha nitelikli bir yönetimi talep etmiyor artık.Hatta hırsızlık yapanı başının üstünde taşıyor.”Bal tutan parmağını yalar” sözünün gölgesine sığınarak ve “Çalıyor ama çalışıyor da” diyerek hırsızlık düzeninin temelini oluşturuyor.Zaten soygun yapan politikacıyı da kendi bağrından çıkarıyor.