BİLİYORUM: Her gün, yaklaşan savaş üzerine yazmamızı bekleyen okurlar var.

Savaş gelip gündemimize yerleşti.

Birçok yazar Saddam'ı kollayan ya da Amerika'nın Saddam'ı ezmesini savunan yazılar yayınlıyor.

İyi ama bunlar kimin üzerinde etkili?

Pentagon'da yapılan planları mı değiştireceğiz?

Amerika ve İngiltere, savaşa karar verip vermeme konusunda Türk gazetelerinin köşe yazılarını mı okuyacaklar?

Clinton Beyaz Saray'da sabah uyanır uyanmaz, bizleri mi okuyor?

Unutmayın ki Irak'ın komşusu ve Kuzey Irak topraklarında sık sık operasyon yapan bir Müslüman ülke başkenti olarak Ankara'ya bile bakan düzeyinde uğrayan yok.

Bölge ülkelerini gezen Amerikan Dışişleri Bakanı, Ankara'ya gelmeyi düşünmedi bile.

Savunma Bakanı da öyle.

Nerde kaldı ki Türk gazetelerinin yorumlarına kulak versinler!

Demek ki biz yazıp biz okuyoruz.

***

BU yüzden ben, size bugün savaştan değil Ali Engin'in güvercininden söz edeyim!

Ali Engin Yurtsever Afyon Cezaevi'nde yatıyor.

Arkadaşlarıyla birlikte cezaevinde bir güvercin yapıp, hediye olarak yollamışlar.

O kadar güzel bir tablo ki bakmaya kıyamazsınız!

Bir tahta üzerine çakılmış dekoratif çivilere ak iplikler sarılarak yapılmış bir güvercin bu.

Güvercine bakıp bakıp, dünyayı değiştirmek ve Türkiye'yi daha insanca, daha adil bir ülke yapmak için yola çıkan kuşakların trajedisini düşünüyorum.

Devlet en hunhar tekniklerle adam öldüren katillere sahip çıkıp, onları yükseltti, mevki ve para sahibi yaptı, kıllarına ilişmedi ve kendi adına kurşun attırdı.

Ne var ki solla uzaktan yakından ilgisi olan herkesi kıyma makinelerine atmaya kalktı.

Devletin bu tavrı yüzünden Türkiye, düzineyle adam öldürmüş olanların serbest gezdiği ama elini silaha sürmemiş gençlerin 15 - 20 yıl cezalara çarptırıldığı bir ülke haline geldi.

Telle adam boğmak serbest, duvara yazı yazmanın cezası ise 15 yıl.

***

HAPİSHANELER bu ikiyüzlü tutumun, bu adaletsiz adaletin başını yaktığı gençlerle dolu.

Manisa'daki gençler bu zulmün sadece küçük bir örneğiydi.

Binlerce yetenekli insan gençliğini hapishaneye gömüyor.

Arkasında kanlı izler bırakarak ilerleyen Susurluk çetelerinden hiç kimse içerde değil.

Ama duvara yazı yazanlar hapiste.

Türkiye bu çarpıklığı düzeltmek için dikkatlice hazırlanacak bir af yasasına ihtiyaç duyuyor.

Kendi çocuklarını yiyen bir canavara dönüşmemek ve geçmişte yaptığı haksızlıkları düzeltmek için buna zorunlu.

***

AHMED Arif "Akşam erken iner mapusaneye" demişti.

Ali Engin ve arkadaşlarının ak güvercini, akşamın erken indiği hapishanelerde kararmayan aydınlık yürekleri taşıdı bana.

Sağolsunlar!