Adam Almanya’ya işçi yazılmış. İnmiş yerin yedi kat altına.Ruhr havzasındaki kömür madenlerinde kazma sallaya sallaya ciğerlerini çürütmüş.Yememiş, içmemiş: Biraz köyden getirilen bulgur, biraz fasulye.Çoluk çocuk desen üstte yok, başta yok.Durmadan para biriktirmiş.Yirmi yıl, otuz yıl kazandığı parayı üst üste koymuş.Tek eğlencesi, pazar günleri arkadaşlarıyla buluştuğu kahvede zifir gibi koyu demli bir çayla, zaten delik deşik ciğerlerine doldurduğu sigara dumanı olmuş.Arkadaş dediği de hayatın ıskartaya çıkardığı, avurdu avurduna geçmiş adamlar.Derken bir pazar günü kahveye iki adam girmiş:”Selamünaleyküm!””Aleykümüselaaaam! Buyurun!”Gelenlere de iki iskemle çekilmiş, önlerine birer demli cay sürülmüş.Öyle ya, memleketten havadis alacaklar.Konuklar başlamış atıp tutmaya: “Türkiye bildiğiniz gibi. Deccal rejimi altında Müslümanlar inim inim inliyor. Kadınlarımızın başını zorla açıyorlar. Allah adını anmak bile yasaklandı. Müslümanlar zulüm altında, dinimizi değiştirmeye zorluyorlar.”İşçiler sevinçli. Çünkü onlar istedi bir göz, Allah verdi iki göz!Zaten sarışın Almanların onları adam yerine koymamasından, aşağılamasından bıkmış usanmış; dillerini bir türlü tam öğrenememiş, içinde domuz olur diye yemeklerine yaklaşamamış ve evdeki çoluk çocuğun Almanlaşması belasından, hele hele kızın Alman sevgili bulması korkusundan tir tir titreyen adamlara bundan güzel şey anlatılır mı?Ağızlarından bal damlıyor.Belli ki Allah adamları!Sonra sohbet dönüp dolaşıp konukların holdingine gelmiş. Türkiye’de kurulan şirket öyle faiz maiz gibi haramla uğraşmayıp, Müslümanlara helalinden kâr payı dağıtıyormuş.Şimdiye kadar alanlar çok memnun kalmışlar.Şimdi bu din kardeşlerinin de o şirkete yatırım yapıp yapmayacağını öğrenmek için gelmişler.”Din kardeşleri” düşünmüş taşınmış, kafa kafaya verip tartışmışlar.Ve sonunda demişler ki “Paramız gavurun bankasında dursa kötü, T.C.’nin Allahsız faizci bankaları da günah; en iyisi biz bu dini bütün adamlara verelim. Hem helalinden kâr payı alır, hem de Müslümanları desteklemiş oluruz!”Sonra hepsi gidip kan pahasına kazandıkları parayı, bir ömrü maden ocağına gömmenin karşılığı olan birikimi bu adamlara teslim etmişler.Köln’de de böyle olmuş bu iş, Hamburg’ta da, Hannover’de de, Frankfurt’ta da.Binlerce kişiden toplanan paralar çuvallarla Türkiye’ye akar olmuş.Parayı toplayan saçları jöleli, Capri zamparası kılıklı, ipek gömlekli, ipek kravatlı herifler de milyonlarca markın üzerine oturmuşlar.Şimdi ortalıkta bir feryat, bir figan!Para toplayanların kimi hapiste, kimi kaçak, kimi henüz avlanmayı sürdürüyor.Bazıları, bu garibanların yalnız paralarını değil, oylarını da aldılar.Bu halkın büyük bir bölümü her “Allah!” diyen sahtekârın peşine düşmeyi sürdürdükçe daha çok dayak yiyecek.Ne yapalım!Birçok aydınlık insan yıllardan beri dilleri döndüğünce anlatmaya çalışıyor ama bunlar ille ki peşine düşecekleri hırsız, uğursuz, kurnaz ve cahil kadrolar arıyorlar.Çünkü öbür tarafta “Deccal” var!Bakalım bu Deccal kandırmacası daha kaç yıl bu ülkenin canına okumaya devam edecek?