Rastlantı bu ya; Bizim Amerika seyahati, tam anlamıyla Türk - Amerikan ilişkilerinin ısındığı bir döneme denk geldi. San Diego'da yapılan Cumhuriyetçi Parti kongresine katıldık. Başkan adayı Bob Dole'u, Başkan yardımcısı adayı Jack Kemp'i, Meclis Başkanı Newt Gingrich'i, eski başkanlardan Gerald Ford'u, eski Genelkurmay Başkanı Colin Powell'i hem kongre salonunda hem de daha dar kapsamlı yemek ve toplantılarda dinlemek olanağını bulduk. Yazarlarla, gazetecilerle, televizyoncularla, parti üyeleriyle, iş adamlarıyla konuştuk. New York Times, Washington Post ve USA Today gibi gazeteleri ve televizyon haberlerini sürekli izledik ve bütün bunların sonucunda kabaca da olsa bir fikir edindik. Şimdi sıra geldi bu izlenimleri sizinle paylaşmaya.

***

San Diego Kaliforniya'nın güney ucunda bir okyanus kenti. Pırıl pırıl bir güneş ve masmavi gökyüzünün enginliği, okyanusla ve yat limanıyla birleşince ortaya ne kadar güzel bir kent çıkacağını varın hesap edin. Meksika sınırındaki San Diego her şeyiyle hayran kalınacak bir şehir! Cumhuriyetçi Parti'nin kongresi için olağandışı güvenlik önlemleri alınmış. Çünkü bir süre önce terörle tanışan Amerika, bu kongrede de bir saldırı olmasından ya da bomba yüklü bir kamyonun patlatılmasından korkuyor. Bu yüzden, kaldığımız Hyatt Regency oteline giren bütün otomobiller, otobüsler, limuzinler teker teker aranıyor, hatta altlarına ayna tutulup bakılıyor. Kişiler için de aynı güvenlik söz konusu. Size ilk gün verilen ve adınızın yazılı olduğu kartı sürekli görünür biçimde taşımak zorundasınız. Ayrıca boynunuza astığınız bir de yeşil kart var. Bunlara ek olarak her gün sabah ve akşam etkinliklerine giriş için iki kart daha taşımak zorundasınız. Bunların her biri taklit edilmesi çok zor tekniklerle hazırlanmış. Bütün bu kartları taşıdığınız halde yine de kongre sarayına girerken bir daha aranıyorsunuz. Tepenizde durmadan helikopterler dönüyor. Öğlen ve akşam küçük grupların yemek davetleri ve özel konuşmalar için ayrıca davetiyeler veriliyor. Kısacası; her şey son derece sıkı ve düzenli.

***

Parti kongresi, bizim kongrelere hiç mi hiç benzemiyor. İlk gözünüze çarpan aykırılık salonların büyüklüğü, şıklığı ve iyi soğutulmuş havası. Kaliforniya sıcağından salona girdiğiniz zaman neredeyse üşüyorsunuz. Delegeler ve dinleyiciler, bir erkek çoğunluğundan oluşmuyor: kadınlı erkekli bir partili topluluğu var. Ortalığı bir bayram havası kaplamış: Renkli pankartlar sallanıyor, şarkılar söyleniyor, bir orkestra kongrenin ritmini ve canlılığını artırıyor ve kimse birbiri aleyhinde tek söz etmiyor. Ne parti içi bir gerginlik sezilmekte ne de öteki partilerle bir kavga havası. Halktan kişiler konuşuyor. Cumhuriyetçi Parti'nin seçilmiş valileri kendi bölgelerini anlattıktan sonra hemşerilerinden bazılarını mikrofona çağırıyorlar. Başkan adayı Bob Dole, kendisine adaylık resmen verilinceye kadar konuşmuyor. Oysa işi hiç de kolay değil: Herhangi bir ülkenin değil, Amerika'nın başkanlığı söz konusu. (Devam edecek)