Geçen hafta yazılara ara vermek zorunda kaldım çünkü epey uzaklardaydım. Halen de öyle ama hiç olmazsa Türkiye ile saat farkını yediye indirdiğim için durum daha makul. Amerika’da yayınlanan kitabımla (Mutluluk) ilgili olarak buralardayım. Yılbaşı ve bayram tatilini derin Amerika’da geçirdim. Nedense Amerika denilince herkesin aklına ya New York ya Los Angeles gelir. Şık caddeler, iyi giyimli insanlar, lüks arabalar hatırlanır. Oysa ben bu sefer deyim yerindeyse Amerika’nın taşrasındaydım. Sedona’ya (Arizona) giderken Ashfork kasabasındaki yol üstü lokantasında nefis körletmek insana Bagdad Cafe filmini hatırlatıyor. Aynı basit kantin, aynı yerel tipler, aynı yoksulluk. Amerika denilince akla sadece lüks, ihtişam ve zenginlik gelmesi doğru değil. Her yer beşinci caddenin ışıkları altında parlamıyor. Bir de çalışan, geçimini zor sağlayan, sağlık sorunlarıyla boğuşan, şiddete maruz kalan bir Amerika var. Elektriği olmayan köylerde yaşayanlar, dünyanın gözünde “Amerika” sınıfına girmiyor. Gerçi bütün bunlar 11 trilyon dolara yaklaşan yıllık geliriyle dünyanın bir numaralı ekonomisi olan Amerika’nın ülke olarak zenginliğini değiştirmiyor. Ama gelir dağılımı adaletsizliği bu ülkede durmadan dolar milyarderi yaratırken, yoksul kitleler hastane masraflarını bile karşılayamıyor.
Derin Amerika’da dolaşıp dururken çok etkileyici bir yere de düştü yolum: Grand Canyon denilen yer neredeyse Ankara-İstanbul arası kadar bir mesafeye yayılıyor. Dağların arasında döne döne ilerleyen kanyon ve çamurlu nehir, buraların çok önceleri deniz olduğuna dair işaretler veriyor. Gerçekten nefes kesici bir yer. Sedona da öyle. Çocukluğumuzun Kızılderili filmlerinden hatırladığımız kırmızı kayalıklar ve üstü masa gibi düz dağlar insanda mistik ve tuhaf bir etki yaratıyor.
Derin Amerika’da Türkiye haberlerinden de kopmak durumunda kaldığım için sadece televizyonların döne döne verdiği Saddam’ın idam görüntülerini seyrettim. Bir kere daha gördük ki idam insanlığa yakışmayan bir şey. Halkını, yakınlarını, damatlarını öldürten kanlı zalime bile uygulanmaması gereken bir vahşet. Kim bilir bu idam yüzünden kaç ocak daha sönecek. Hem Iraklıların hem de bir haftadır gördüğüm yoksul, taşralı Amerikalıların ocakları.
