HEYAMO bir Laz şarkısı. İki Laz kızı seslendirmiş. Yakında piyasaya çıktığında herkesi şaşırtacağına eminim.
Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nun yaptığı "Kardeş Türküler" ise bu topraklarda yüzyıllardır yan yana, iç içe yaşamış kültürlerin türkülerini seslendirmiş.
Albümün en önemli özelliği içtenliği, dürüstlüğü.
Dinler dinlemez havasına kapılıyorsunuz.
Size daha önce birkaç kez sözünü ettiğim Sabahat Akkiraz ilgisini, raz değişik çevrelerin çekmeye başladı bile. Halkın sınırsız deyiş yorumcusundan gazeteci arkadaşlarıma sözettim ve onun hakkında büyük yayınlar yaptılar.
Musa Eroğlu, Erdal Akkaya, Erdal Erzincan, Yavuz Bingöl, İhsan Güvercin, Tolga Sağ arkadaşlarımız türkülere kendi damgalarını vuruyor ve gelenek içinde kendi kişisel müziklerini oluşturuyorlar.
Ferhat Livaneli'nin müthiş orkestrasyonuyla bir albüm yayınlayan Şükriye Tutkun'un içli yorumu türkülerimizi kristal berraklığına kavuşturuyor.
Hasan Saltık yönetimindeki Kalan Müzik, yalnızca "Kardeş Türküler" ve "Laz Türküleri" gibi güzel yapımlara değil, olağanüstü Yorgo Bacanos yorumlarına, güzel koleksiyonlarına da imza atıyor.

***

BU gelişmelere rastlantı deyip geçemeyiz.
Gerçek şu ki; bu topraklar kendi ses yapısını arıyor ve geleneklerini terketmeye niyetli değil.
Anadolu direniyor.
Batı'dan esen rüzgarlara, "trend" adı altında sunulan ve durmadan pompalanan yabancı seslere karşı, kendi türküsünü, kendi dilini savunuyor.
Yöresel mutfağından, nenesinin anlattığı masaldan, olağanüstü zenginlikteki halk şiirinden, türkülerinden vazgeçmiyor. Yabancı kültürler tarafından fethedilemiyor.
Yüzlerce yıllık kültür, hala ayakta.

***

OTUZ yıl önce bu anlayışı savunmuş ve o günden bugüne kararınca, derin Anadolu'nun sesini bulmaya çalışmış bir insan olarak, gelişmelerle gurur duyuyorum.
Direnen Anadolu'yla övünüyorum.

***

NOT: Son günlerde yöneltilen bazı sorular ne yazık ki bir açıklama notu düşmemi gerekli kılıyor. Bilindiği gibi sosyal amaçlı konserlerden para almıyorum. Mesela yıllardır yüzbinlerce kişinin toplandığı Ankara konserlerimden hiç para almadım. 29 Ekim konserlerimden 50 bin dolar alan sanatçıları da içime sindiremiyorum.
Buna rağmen benim bazı stadyum konserlerinden para aldığım yolunda suçlamalar (!) kendisine sol, Kemalist adını takan birtakım yayın organları ile İslamcı adını alan yayınlar tarafından sık sık işlenmekte.
Ben bu konserlerden para almadım. Bu büyük lüksteki konserler masraflıdır. Organizatörlere, sahnede çalan orkestraya ve ses düzenlerine ödemeler yapılır. Ancak benim bunlarla bir ilgim yok.
Biletli seyirciyle tıklım tıklım dolu olan Denizli Stadyumu ve 25 bin kişinin biletle girdiği Alsancak Stadyumu gibi konserlerden bile para almadım.
Durumu saygıyla duyururum.
Ne gariptir ki iki yıldır trilyoner olan genç şarkıcıları, 29 Ekim gibi toplumsal konserlerden astronomik ücret alanları, on milyarlık hediyelerle ödüllendirilen eğlence dünyasını, göbek atılırken yağdırılan dolarları saygıyla karşılayanlar, ücret almadan konser yapan benim gibi bir halk sanatçısını yalanlarla yıpratmak için elinden geleni yapıyor.
Hem de laiki, İslamcısı, solcusu, sağcısı el ele vererek.
İşte size günümüz Türkiye'sinin resmi!
Dinleyicime duyduğum saygı, beni bu iftiralara cevap vermek zorunda bıraktı.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr