Arkadaşımla konuşuyorduk. "Türkiye'de artık kitle partisi başka kalmadı" dedim. "Bence parti kalmadı" dedi. "Şu anda partilerin partilerin iç mücadeleleri, eskiden partiler arasındaki mücadeleden daha sert ve uzlaşmaz durumda."

XXX Gazeteler kaç gündür ANAP'taki iç çalkantılarla dolu. Zaman zaman SHP'yi, MCP'yi ve bir ölçüde DYP'yi yoklayan iç mücadele ateşi Anapta iyice yükseldi. İşin garip yanı da Cumhurbaşkanı diye bildiğimiz Turgut Özal'ın, bu mücadelede kesin bir taraf olması. Önce Işın Çelebi adımı ortaya sürdü, şimdi de Mehmet Keçeciler üzerinde oynuyor. Adam açıkça "Ben emanetçiyim" diyor. Yani partiyi kendi iradesiyle değil Çankaya'nın yönlendirmesiyle idare edeceğini, kendisinin bir gölge genel başkan gibi Özal'ın korkuluğu olacağını belirtiyor. Türkiye'de hiçbir dönemde böylesine açık oynanmamıştı oyun.

XXX ANAP'taki iç mücadele, Osmanlı İmparatorluğu'nun "Fetret Devri"ni andırmakta. Yıldırım Bayazid'in Timur'a yenilmesinden ve trajik ölümünden sonra, şehzadeler arasındaki taht kavgası onüç yıl boyunca İmparatorluğu perişan etmişti. Bu dönemin sonunda Mehmet Çelebi tahta çıkmış ve dağılmış olan İmparatorluğu toplamayı başarmıştı. ANAP'taki Fetret Devri'ni de bir "Çelebi" olan Işın Çelebi mi sona erdirecek yoksa, değişik bir dönemin sadrazamı olan Keçecizade mi?

XXX Eğer kongreden Mesut Yılmaz zaferle çıkarsa, bu Turgut Özal'ın ANAP üzerindeki ağırlığının bitmesi sonucunu doğuracaktır. ANAP'ın da böyle bir silkinmeye ihtiyacı vardır. Mesut Yılmaz'ın Çankaya ile sürdürdüğü muğlak ilişkiden çok daha iyidir böylesi. Köprüleri atıp, vesayetten kurtulmak önemlidir. Mesut Yılmaz'a Fatih Sultan Mehmet'in taktiğini salık verebiliriz. Fatih'in babasına yazdığı mektubu, ufak bir değişiklikle Turgut Özal'a gönderebilir. Bildiğiniz gibi 2'nci Murad savaşlardan yorulmuş ve tahtı oğlu 2'nci Mehmed'e bırakarak köşesine çekilmişti. Bizans ordusuyla başı derde giren genç padişah, babasını orduların başına geçmeye çağırmış ve red cevabı alınca da o ünlü mektubu yazımıştı. "Eğer sen padişahsan" diyordu mektubunda "Ordunun başında olman gerekir. Eğer ben padişahsam emrediyorum gel." Mesut Yılmaz da böyle bir mektup yazabilir ve Turgut Özal'a, "Eğer sen genel başkansan gel partinin başına geç" diyebilir. Eğer ben genel başkansam emrediyorum partiden elini çek." Her işimiz Osmanlı'yı hatırlatıyor hatırlatmasına da, bu kez biraz komediye dönüşüyor.