Şu sıralarda İstanbul sinemalarında bir başyapıt gösteriliyor. Usta yönetmen Robert Altman "Oyuncu" adlı filminde Hollywood'u ameliyat masasına yatırmış.

Dünya insanlarına durmadan yeni rüyalar, taze hayaller üreten bu film merkezindeki garip ilişkileri, dedikoduları, ihanetleri anlatmış.

Acımasız bir dünya bu. Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı bir dünya.

Ne var ki birbirine diş bileyen bu insanlar, halklara film yaptıkları zaman başka kuralların etkisine giriyorlar.

Bir filmde umut olmalı diyorlar. Göz yaşartıcı insani dramlar yer almalı filmlerde ama biraz güldürü ve seks koymayı da unutmamalı. Bütün bunlar yemeğin tuzunu biberini oluşturuyor.

Böylece kulislerde vahşi kurtlar gibi dolaşan bu insanlar, senaryolarda hepimizi ağlatan insancıl sahnelere yer veriyorlar.

Altın kural bu.

XXX

Ankara siyaset merkezimizin de böyle altın kuralları var.

Aslında bizim Hollywood'umuz Yeşilçam değil, Ankara. Çünkü starlarımız orada yaşıyor.

Beverly Hills yerine Çankaya tepesini oturtursanız pek değişen bir şey yok. Ankara kulislerinde de ölümüne düşmanlıklar yaşanıyor. Otel lobilerindeki dedikodularda insanların bini bir para. Herkes birbirini kuşkuyla süzüyor.

Partilerde görev almış olan yöneticiler birbirlerinden korkuyorlar. Genel başkan da hepsinden korkuyor.

Halka söylenmiyor bunlar. Gizli kapaklı bir dünyada geçiyor.

Mikrofon önünde söylenen sözler ise, kalkınmadan, Türkiye'nin geleceğine duyulan umuttan, dürüstlükten ve dünyanın en yüce ulusuna layık olmaktan ibaret.

Kısacası masum ve umut dolu bir dünya.

Bu arada ihaleler veriliyor, işler bağlanıyor. Kadrolar önemli yerlere yerleştiriliyor.

Öteki politikacılardan bahsedilirken küfürler ediliyor.

Hatta kabine üyeleri birbirleri hakkında bile böyle konuşuyorlar.

Gene de yüce milletimizin önünde el ele, kol kola duruyorlar. Çünkü "Memleketin ali menfaat"i için çalışmaktalar.

XXX

Bugünlerde Ankara rüya fabrikamız çatırdamaya başladı.

Artık hiç bir şey eskisi kadar rahat ve yumuşak değil.

Çünkü mevcut partilerin biçimlenmesi, Türkiye'nin değişmekte olan yapısına uygun değil. Bu yeni yapı, yeni parti örgütlenmeleri istiyor.

Partilerin iç mücadeleleri, partiler arasındaki mücadelenin önüne geçti.

Çünkü her partinin içinde liberaller, tutucular ve radikaller oluştu. Bu gruplar değişik partilerde olsalar bile birbirlerine parti arkadaşlarından daha yakınlar.

Türkiye'de partilerin bozulup, yeniden düzelmesi gerekiyor.

Bugünkü ANAP Kongresi de bu genel gidişin göstergelerinden biri.