ANAP kongresinden zaferle çıkan Mesut Yılmaz, kişisel ilişkilerde sempatik ve hoşsohbet bir insandır. Onu, eşi Berna Yılmaz'la birlikte Cavit Kavak'ın üstüste patlattığı esprilere gülerken görenler, kamuoyuna çıkan asık yüzlü adamla kolay kolay ilişkisini kuramazlar.

ANAP genel başkanlığına geldikten sonra ve seçim öncesinde 30 milyar lira harcanarak gerçekleştirilen kampanyalarda Mesut Yılmaz imgesi genç, kentli, çağdaş ve liberal bir politikacı olarak belirdi.

Bu yüzden genç ve yüzü batıya dönük kesimlerde büyük puan topladı Mesut Yılmaz.

Milyonlarca seçmen, onu, yaşlı liderler arasından çıkmış genç ve aydın bir devlet adamı olarak algıladı.

Ama Mesut Yılmaz bu imgenin yarattığı desteğin kıymetini bilmiyor.

Son bir yıl içinde gittikçe MHP'lileşen tutumu, birçok gazeteye göre 30 Kasım kongresinde kendini iyice açığa vurdu.

"Başbuğ Mesut" olarak selamlanan Mesut Yılmaz, Türkiye'de kentli ve modern kesimlerin güvendiği bir lider olarak devam etmek istemiyor. Bir marjinal hareket adamı, bir misyon insanı olarak MHP milliyetçiliğinin liderliğine oynuyor.

Bu yüzden bir kitle partisi olan ANAP'ı sağ uçlara ve gerginlik politikalarına çekiyor.

Bana kalırsa Mesut Yılmaz bu hatasının bedelini ağır ödeyecek.

XXX

Mesut Yılmaz bu tutumunun işaretini aylar önce vermişti.

Bir konuşmamızda; CHP'nin açılmasının gündeme geldiğini, SHP'den kopacak bir grubun koalisyonu tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğini sormuştum.

"Süleyman Bey eksik milletvekillerinin yerine yenilerini koyar" demişti.

"Ama," demiştim, "Eğer Türkeş'i kastediyorsanız, halkın yeni bir Milliyetçi Cephe deneyine tahammülü yok. Bu çağrışımlara bile tepki gösterir.

"Hayır." demişti. "Kendine göre düşünme. Süleyman Bey'in senin oyuna ihtiyacı yok."

Bu cevap, Mesut Yılmaz'ın kafasındaki Türkiye formülünü ortaya çıkarıyordu.

Kendisini destekleyen kentli kesimleri yitirmek pahasına, "Başbuğ" olmayı seçti.

Ona göre, liberaller, aydınlar ve kentli gençler, oyalanması, gözlerinin boyanması gereken kesimler.

Esas güç ise ırkçılıkta, Türk milliyetçiliğinde."

Başbuğ Mesut Yılmaz bir yandan da savaş taraftarı Coşkun Kırca'yla yakın ilişki içinde.

Böyle olunca bütün taşlar yerli yerine oturuyor ve Mesut Yılmaz'ın Türkiye'nin yeni başbuğu olarak kurduğu strateji netleşiyor.

Bana kalırsa çok yanıldığını görecek.

Türk halkının böyle maceralara sürüklenmek istemediğini vurgulayan cevabı Mesut Yılmaz'ı marjinal bir lider haline getirecek.

Bu sadece bir zaman meselesi.

Türkiye'de Coşkun Kırcalar'ı yedeğine almış bir Başbuğ hareketi istemeyenlerin sayısı, Mesut Yılmaz'ın hafife aldığı kadar az değil.