Kar altındaki Moskova’dayım. Küçük ama sıcak bir odada bir yandan çayımı yudumlayıp bir yandan önemli şeyler anlatan görmüş geçirmiş, tecrübeli adamı dinliyorum: “Amerika’da en tepeye kadar uzanan ve hegemonyacılığa bel bağlamış olan bazı çevreler, Clinton’a Amerikan liderliğinin, dünyaya hükmetmek anlamına geldiği fikrini kabul ettirmeye çalışmakta” diyor. Ve devam ediyor: “Bu tam bir ütopyadır. Bu tanı bir aptallıktır. “Yıl 1997. Noel zamanı. Konuştuğum kişinin sözlerine inanmam gerekiyor; öyle diyorsa öyledir. Çünkü Sovyetler Birliği’ni yönetmiş, bütün istihbarat bilgilerini toplamış ve KGB’nin doğrudan rapor verdiği bir kişi bu: Mihail Sergeyeviç Gorbaçov! Eğer Gorbaçov; “Clinton’ı etkileyerek dünyada Amerikan hegemonyasını kurmak istiyorlar” diyorsa, bir bildiği vardır mutlaka. O zaman Wolfowitz’leri, Cheney’leri, Rumsfeld’leri, Rice’ları bilmiyoruz daha. Ama o biliyor. Konuşmasından çıkan bir başka sonuç da şu: Demek ki Clinton bu çevrelerin fikirlerini kabul etmiyor. Gorbaçov’u dinlemeye devam ediyorum: “Son dönemde kaynakların hızla azaldığı gözlenmekte. Enerji kaynakları üzerinde denetim kurmak için şiddetli bir mücadele var. Bu temel sorun hafife alınmamalı. Enerji kaynaklarının kullanımında gelişmiş ülkelerin çıkarları gözetiliyor. Ancak kaynakların olduğu yerdeki kaynak sahiplerinin çıkarları da gözetilmek zorundadır. Dolayısıyla oyunun kurallarını, işbirliğinin kurallarını belirlemek lazım.”O zaman ortada ne oğul Bush var ne de Irak savaşı. Ama Mihail Gorbaçov’un sözleri ufuktaki çatışmaları haber verir gibi. “Bir şeyi unutmamak lazım: Dünya bir bütündür ama renklerini muhafaza etmeli. Yeni dünya düzeni bir ülkenin veya bir grup ülkenin çıkarı üzerine kurulamaz. Yani dünyanın yüzde 20’si istediğini yapacak, geri kalan yüzde 80’i yani 5 milyar insan kendisine dayatılanla yetinecek. Böyle bir şey olamaz. “Bir yandan Gorbaçov’un sözlerini hatırlayarak bu yazıyı yazıyorum, bir yandan da ekrandaki haberlere kulak veriyorum: Sistani’nin emri üzerine Necef’e yürümek isteyen Şiilere ateş açılıyor; katliam yapılıyor. Gorbaçov’un “ütopya” olarak nitelediği aptallık, can almaya devam ediyor. İnsanoğlu dönüp dönüp aynı aptallığı yapıyor.
