Aranızda Bağdat’ı görmüş olan var mı? Ya Halep’i, Şam’ı, Basra’yı? Ben bu şehirlerin hiçbirini görmedim; Ortadoğu’da sadece Kudüs’e gittim. Bu konuda zor bulunan bir örnek de sayılmam herhalde. Bizde yurtdışına çıkan insanların çoğu Batı’ya gider. Hac ya da Suudi Arabistan’da inşaat işçiliği dışında Ortadoğu’ya gitmek kimsenin aklına gelmez pek. Oysa Ortadoğu bizim tarihimizdir, anılarımızdır, yakın zamana kadar “vatan toprağı” olarak algılanan yerlerdir. Biz bu şehirleri merak etmeyiz. Londra’daki büyük mağazada hangi eşyanın hangi rafta bulunacağı ya da Paris’te hangi pastanın nerede yeneceği bilgileri bile değiş tokuş edilir de Bağdat’ın bir tek caddesi bile bilinmez. Ortadoğu şairlerini, yazarlarını, ressamlarını tanımayız. Arap, ve Fars kültürü bize Fransız, ingiliz, Amerikan kültürü kadar yakın değildir. Hepimizin bildiği gibi bunun sebebi yeni bir başlangıç yapan Cumhuriyet’in, yüzünü Batı’ya dönmüş olması. Çünkü imparatorluk subayları o bölgelerde çok acı çektiler, ihanete uğradılar, arkadan hançerlendiler. Kendilerinden sonra gelen kuşakların yani bizlerin de yüzünü Batı’ya çevirip “Arkana bakma çocuğum!” dediler. “Sakın arkana bakma!” Arka bahçe belalıydı, zordu, dikenlerle kaplıydı. Bu vasiyeti dinleyen Cumhuriyet kuşakları ne Bağdat’ı hatırladı, ne Şam’ı, Ne Halep’i. “Aşıka Bağdat sorulmaz!” diye şarkı söyledik ama Bağdat’ı düşünmedik hiç. “Halep ordaysa arşın burada!” dedik ama aklımıza Halep’e gitmek gelmedi. Aradan yıllar geçti ve arka bahçenin hayaletleri bizi çağırmaya başladı. “Gel, gel! Sen buraya aitsin, gel hadi!” “Hayır.” dedik “Hayır, gelmeyeceğiz. Biz Batılıyız: Fransızlar, Almanlar, İngilizler gibiyiz.” Arka Bahçe “Başın öyle ama gövden burada!” diyordu ısrarla. “Bak seçim sonuçlarına. 1920’lerde nerede başladınız ve sonunda nerelere geldiniz. Israr etme, sen bu geçmişe aitsin, gel gel kollarımıza.” Askerlerimiz Kuzey Irak’a girerken zihnimiz, gönlümüz ve siyasetimiz de alabildiğine kadim Şark’a açılıyordu. Arka bahçe bizi çağırıyordu. “Arkana bakma çocuğum!” diyen imparatorluk subaylarının resimleri ise asılı oldukları duvarlardan hüzünle bakıyorlardı bize.