Thomas Friedman New York Times’da çok sert bir yazı yayınladı. Bush yönetimini topa tuttu, yetkili kadroları birbirinden korktuğu için odalarından çıkıp seyahat edemeyen insanlar olarak betimledi ve “Bir ülke yalanların kanadında savaşa sürükleneni ez!” dedi. Friedman’a göre Bush yönetimi Irak’a saldırmak için dünyaya yalan söylüyor: Irak’ın El Kaide’yi desteklediğini ispatlamaya, bu ülkeyi 11 Eylül saldırısı ile ilişkilendirmeye çalışıyor. Kanıtlar bulamadığı için de sinirleri bozuluyor. Dünyadaki barış yanlısı gösteriler başta Blair olmak üzere, savaş cephesinin içini oymakta. Amerika hiç bu oyunu oynamasa ve doğrudan doğruya Saddam’ı tehlikeli bulduğu için savaş ilan edeceğini söylese belki daha dürüst davranmış olacaktı. Şimdi kendisini tuzaklarla dolu bir açmazın içine soktu. Bu durumu belki de George W. Bush’un kişiliğiyle açıklamak mümkün. Eğer Clinton iktidarda olsaydı ya da Al Gore seçimi kazansaydı Amerika mutlaka daha farklı bir üslupla ilerleyecekti. Clinton’in iki dönemli başkanlığı zamanında, Irak krizi hiç de bu boyuta yükselmemişti. Bush’un kişiliğini iyi ölçmemiz gerekiyor. Bir kere Amerikalı bile değil, Teksaslı. Teksaslılar kendileri ayrı bir gezegen sanırlar. George W. Bush onca zengin olmasına rağmen, başkan seçilmeden önce bir kez bile merak edip Paris’e, Londra’ya, Roma ya gitmemiş. Böyle bir ihtiyaç duymamış. Dünyayı merak etmemiş. Eğer başkan seçilmeseydi, büyük bir olasılıkla Teksas’taki çiftliğinden çıkmadan ömrünü tamamlayacaktı. Böyle bir insanın uluslararası politikada neler hissedeceğini, diğer uygarlıkları nasıl değerlendireceğini, farklı kültürlere nasıl yaklaşacağını varın hesap edin. Ayrıca en çok idam kararı onaylamış vali olma rekorunu da elinde tutuyor. Karşımızda klişe bir Teksaslı var: Dünyaya, kültüre ve Teksaslılık dışındaki her şeye yabancı bir adam. Dünya halkları bunu hissediyor, görüyor ve gereğini yapıyor. Bush yönetimi kendi ülkesinde ve kendi medyası önünde bile çok zor duruma düştü. Hem de Saddam Hüseyin gibi, yüz binlerce insanı katletmiş bir diktatör karşısında. Gerçi Amerikan halkı Bush’tan daha çok oyu Al Gore’a vermişti ve George W. Bush seçim sistemi sonucunda Beyaz Saray’a yerleşmişti ama ne olursa olsun: Amerika, başkanlık seçiminde yaptığı hatanın bedelini ödüyor.