GEÇEN Pazar, gökyüzüne set çekmiş başı sisli tepeleri ve görkemli köknar ormanlarıyla Kafkasör yaylasında oturmuş Kafkasya'nın nefes kesen güzelliğini seyrediyordum.

Dünyada gezip dolaştığım hiçbir yere benzemeyen bu görkem karşısında coşkuya kapılmamak elde değildi.

হাওয়া fırtınaya dönmek üzereydi, soğuktu ve iri damlalı bir yağmur yağıyordu.

Rüzgar ceketime sarınmış ısınmaya çalışırken biraz ötedeki uzun, tahta piknik masasına oturmuş bir grup bana doğru geldi ve alıp masalarına götürdüler.

Coşku içindelerdi.

Artvin Yusufeli'nin Demirkent köyünden olduklarını söylüyorlardı ve hemşerileri ile birlikte oturmak istiyorlardı.

O zemheri soğuğunda kısa kollu gömlekle dolaştıklarını ve kıpkırmızı kesilmiş olmalarına rağmen hiç üşümediklerini farkettim.

Konuştuk, dertleştik, ağız dolusu güldük.

Derken güzel sesli bir genç hanım, Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor'u söylemeye başladı.

Masadakiler bir koro oluşturup ona eşlik ettiler.

Büyük bir incelikti bu. Çünkü şarkımı kendileri söylüyor ve rahatsız etmemek için bunu benden istemiyorlardı.

Fırtınalı Kafkas havasında mutlu olduğumu hissediyordum.

***

ARTVİN gezisi, CHP İl Başkanı Ahmet Varan'ın gayretiyle gerçekleşmişti.

Bir panel düzenlemişti ve telefonda kabul ettiğimi bildirmiş olmama rağmen, panele davet etmek için taa İstanbul'a kadar gelmiş, gazetedeki odamda beş dakika kalıp daveti ilettikten sonra da geri dönmüştü.

Niye bu kadar zahmet ettiğini sorduğumda da telefonla, baştan savar gibi çağırmanın ayıp olacağını söylemişti.

İstanbul'da yaşayan birçok insanın unutmuş olduğu bir incelik ve terbiye anlayışıydı bu.

***

ERZURUM havaalanından bizi aldılar ve Yusufeli girişinde bir araç konvoyuyla karşılanma sürprizini yaşadık.

Yusufeli CHP İlçe Başkanı Turgut Koçoğlu çok güzel bir karşılama hazırlamıştı.

Ortasından köpüre köpüre Çoruh nehrinin aktığı Yusufeli'deki öğle yemeğinden sonra Artvin'e giderken, bu kez daha da büyük bir konvoy bizleri karşıladı.

Daha sonrası ise tıklım tıklım dolu bir salonda panel, akşam yemekte birbirinden güzel Kafkas dansları, ertesi gün coşkulu bir gençlik şöleni ve binlerce insanla sarılma, kucaklaşma, resim çektirme, kitap ya da bir resim imzalama coşkuları.

***

LİVANE, Artvin'in eski adı.

Büyük dedemiz Osmanlı subayı Ömer Bey, 93 harbinden sonra Harput redif taburuna tayin edildiği zaman, "Bunlar kimlerdir!" sorusuna verilen "Livaneliler" cevabı aile lakabını ve sonra da soyadımızı oluşturmuştu.

Bu yüzden Artvin'deki şölenlerde asılan bir bez afişte "Livaneli, Livane'ye hoşgeldin!" yazıyordu.