Rusya bizden giden domatesi, kirazı ve daha birçok kalemi geri çevirmiş. Çünkü laboratuvar incelemelerinde Türk meyve ve sebzesinde tehlikeli derecede ilaç artığı bulmuşlar. Rus yurttaşlarını korumak için de bu malları geri çevirmiş, bir daha mal almayacaklarını duyurmuşlar. Bu haber Türkiye’de duyulduğu zaman gösterilen tepki şu:Tarım yetkilisi çıkıp konuşuyor ve Rusya’yı suçluyor. Sonra da “Peki bu ürünler ne olacak?” sorusu üzerine “hiçbir yere gönderemeyeceğimize göre iç piyasada aslanlar gibi yiyeceğiz” diyor. Veeeeeee… Kıyamet kopmuyor! Sadece gelişmiş ülkelerde değil dünyanın herhangi bir köşesinde kıyamet koparacak bu açıklama, gündemin kargaşası arasında dikkat bile çekmeden yitip gidiyor. Demek ki bu halk, çocuğuna kanserojen sebze meyve yedirmeye razı. Demek ki “aman yavrum iki lokma daha ye!” diye zavallı çocuğun boğazına tarım ilaçlı yiyecekleri sokmaya meraklı. Çünkü kıyamet kopmuyor. Aynen ağır metallere sahip Kızılırmak suyunu içenlerin sessizliği gibi. Depremde çoluğunu çocuğunu yitirip “Kimse yok muuuu?” diye bağıracak olanların suskunluğu gibi. Kısacası; mezbahaya götürülen kuzuların sükûneti içinde.Düşündükçe isyan doluyor içime. Bu halk kimseyi düşünmüyorsa, kendi çocuğunu da mı düşünmüyor. Rusya yurttaşını koruyor da bizim yetkililer niçin tarım ilaçlı sebze meyve yedirip, ağır metalli su içirmeye bu kadar meraklı?
Benim bu insanlara aklım ermiyor artık. Kafasını futbolla, manken bacağıyla, lumpen esprilerle bozmuş yani DNA’ları deformasyona uğramış bir ülke. Ne kendisini soymalarına aldırıyor, ne zehirlemelerine, ne geri bırakmalarına, ne geleceğini yok etmelerine. Alan razı veren razıysa zaten ortada bir sorun yok demektir. O zaman hepimiz sesimizi kalınlaştırarak hep bir ağızdan haykıralım: “Türkiye! Türkiye! Türkiye!” Sonra da aslanlar gibi zehirlenelim! Depremde aslanlar gibi ölelim! Ekonomik krizde aslanlar gibi ezilelim! Trafikte aslanlar gibi parçalanalım! Çünkü kültürle, sanatla, bilimle, hoşgörüyle, nezaketle, ahlakla yükselmiş medeni insanlar olmayı değil, ormanların kralı olmayı hedefliyoruz.
