Şimdi moda Atatürk'ü tartışmak! Türkiye'deki bir çok aksaklığın teme- linde Mustafa Kemal Atatürk'ü gör- mek ve resmi ideolojinin allayıp pulla- malarına karşı çıkmak prim yapıyor.
Tartışmaya bir diyeceğimiz yok. Herşey gibi Atatürk de tartışılmalı. Ne var ki bu tartışmalarda sap sa- mana karıştırılıyor gibi geliyor bana. Mustafa Kemal adlı imparatorluk subayını ve Atatürk adını alan Cum- huriyet kurucusunu sevip sevmemek ve ona hak verip vermemek işin te- mel noktasıymış gibi gösteriliyor. Bana kalırsa tartışmanın bu boyutu nu gündem dışında tutmak gerekir. Çünkü Atatürk'e sempati duyup duymamak herkesin kendi bileceği iş tir.
Önemli olan Atatürk'ün öne sür- düğü ya da onun adıyla simgeleşen düşüncelerdir. Bu düşüncelerden yana olmak ya da karşı çıkmak Atatürk hakkındaki gerçek tutumumuzu belirler.
***
Bir çok konuda olduğu gibi Ata- türk konusunda da ağaçlara bak- maktan ormanı göremediğimiz günler oluyor. Ayrıntılarda boğulmadan genel bir değerlendirme yapmaya çalışarak A- tatürk'ün amacını soralım kendimize. Amaç, gününü doldurmuş ve çök- mekte olan bir imparatorluktan yola çıkarak, Batılı bir ülke yaratmaktı. Batı demokrasilerindeki değerler sistemini benimsemiş ve Batı sanayi trenine atlamış bir ülke kurmayı özlü- yordu.
Bu amaç bugün içinde geçerli değil mi?
Bir takım marjinal grupları dışarda bırakacak olursanız, bu amacı hepimiz paylaşmıyor muyuz?
***
Atatürk'ün kurmak istediği mo- dern ülkeyi gerçekleştirmek, tek tek hepimizin yararına. Bırakalım sonu gelmez Atatürk de- ğerlendirmelerini ve şu gerçeği kabul edelim: Demokratik ve Batılı değerlere sa- hip bir ülke hepimize yarar sağlar. Çünkü, böyle bir ülkede yasal bir par- tinin başkanı olan Yaşar Kaya, konuş- malarından ötürü tutuklu kalmaz. Böyle bir sistemde okuluna başör- tüsü takarak gitmek isteyen öğrenci baskı görmez. Böyle bir ülkede, ayrı kökenden ge- len her yurttaş kendi dilini ve kültürü- nü saygı görerek ilerletir. Böyle bir ülkede parlamento her şe- yin üstündedir ve her sorun parla- mentoda tartışarak çözümlenir.
***
Atatürk, Anadolu ihtilalinin lide- riydi. Her ihtilal sonrası gibi, onun döne- minde de aşırılıklar, haksızlıklar ve yanlış uygulamalar oldu. Ama bugün Fransız ihtilalini mey- danlara kurulan giyotinlerle ve ihtilalin kendi çocuklarını yemesiyle değil, dünyaya getirdiği ilkelerle anıyoruz. Artık Atatürk devrimini de, anek- dotlara değil, prensiplere dayama za- manı geldi. Atatürk'ün özlediği ve kurmaya çalıştığı düzen, tek tek hepimizin çıka- rınadır. Hatta Atatürk karşıtlarının bile....
