Mimar Sinan’ın camilerindeki muazzam kubbeleri gördüğünüz zaman hayrete düşersiniz. Çünkü o koca kubbeyi taşıyan hiçbir sütun, hiçbir destek görünmemektedir ortalıkta. Sanki kubbe havada asılı durmaktadır. Bilenler bu işin sırrının kilit taşında olduğunu söylerler. Kubbenin tam merkezinde bir kilit taşı vardır. Diğer taşlar, bu kilit taşına dayanırlar. Eğer kilit taşını çekerseniz kubbe bir saniyede yıkılır. Çünkü kubbeyi oluşturan diğer taşlar için temel dayanak ortadan kalkmış olur.

Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşıdır. Bu Cumhuriyeti onun simgeleşen ismi ve prensipleri ayakta tutmaktadır.Bir kilit taşını çeker gibi Atatürk’ü çekerseniz burası başka bir ülke olur.

Ölümünden yetmiş yıl sonra dünyada ve Türkiye’de bu kadar çok tartışılmasının, her gün üzerine yüzlerce makale yazılıyor olmasının nedeni budur işte. Amerikan basınında George Washington’dan, Abraham Lincoln’den daha çok Atatürk’ten söz edilmesi bunun en açık göstergesidir. Türkiye’de ise Atatürk, yaşayan kişilerin hepsinden daha çok konuşulmakta.

Her devletin kurucu babaları ve kutsallaşan simgeleri vardır. Bugün Amerika’da birisi eline çekiç alıp Rushmore dağına tırmansa ve oradaki Washington heykelinin burnunu kırmaya kalksa deli derler. Her türlü deliliğin sergilendiği Amerika’da bile olmaz bu. Paris’te bir grup, Charles De Gaulle meydanının ve havaalanının adı değiştirilsin diye yürüyüş yapsa halk onlara zavallılar gözüyle bakar.

Atatürk monarşilerin yıkıldığı ve ulusa dayalı cumhuriyetlerin kurulduğu bir dönemin lideri olarak çağına uygun davranmıştır. Kaybedilen bir imparatorluğun, Anadolu’ya sığınmış kılıç artığı halklarından bir ulus yaratmıştır. 21. yüzyılda bu cumhuriyetin demokratikleşmesini isteyenlerin yapacağı en akıllıca iş, büyük kahramanın aziz hatırasına saygı göstererek, o öldükten sonra Kemalizm maskesi altında girişilen anti demokratik uygulamaları sorgulamaktır. Bu 10 Kasım gününde, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük insanlarından birisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, minnetle, hasretle anıyor, önünde bir kez daha eğiliyoruz.