Belki de Kayseri Belediye Başkanı'nın sözlerini fazla ciddiye alıyoruz. Belki gerektiğinden fazla önem verip, üst üste yazılar yayınlıyoruz ama işin bir başka yönü de bazı gençlerin, belediye başkanını haklı sanıp, basın tarafından sindirildiği, zulme uğradığı izlenimine kapılması tehlikesidir. Bu bakımdan sözleri ne kadar saçma olursa olsun, tek tek cevaplanmasında yarar var.
***
Karatepe, Atatürk'ü Hitler'e, Mussolini'ye, Stalin'e ve Lenin'e benzetirken doğru bir değerlendirme yapmıyor. Tarihi bilerek çarpıtıyor. İmam hatipli ya da dini cemaatlere eğilimli gençlerin, bu sözlerin doğru olup olmadığını irdelemeleri gerekmekte. Çünkü herhalde saf yerine konulmak istemezler.
***
Sayılan kişilerin kendi aralarında da farklılıklar vardır. Mesela hiç kimse Lenin'i, kitle kıyımları yapan Stalin, Hitler ve Mussolini'yle kıyaslamaz. Lenin bir Komünist Partisi diktatörlüğü kurmuştur. Ötekiler düpedüz kasaplık yapmış ve milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştır.
***
Buna rağmen yukardaki dört ismin kaderini birbirine bağlayan önemli bir öğe var. Devlet zoruyla ayakta tutulmuş olmaları, ulusları tarafından sevilmemeleri ve günü gelip heykelleri yıkıldığı zaman kendi halklarının buna coşkuyla katılması. İkinci Dünya Savaşı sona erip de Hitler denilen çılgın Berlin'deki sığınağında intihar ettiğinde, bütün dünyayla birlikte Alman halkı da rahat bir nefes almıştı. Bütün Alman aydınları, Hitler'in karşısındaydı. Mussolini, sevgilisiyle birlikte ayağından asılarak teşhir edildiğinde Roma sokaklarında insanlar sevinçten birbirine sarılmıştı. Birkaç meczup dışında, Mussolini'nin ölümüne üzülen İtalyan çıkmamıştı. Stalin döneminin suç dosyaları açılıp da, o korkunç dönem lanetlendiği zaman Rus halkı da diktatöre duyduğu nefreti haykırmış, sahip çıkmak şöyle dursun, onun kanlı izlerini toplum hayatından kazıyarak çıkarabilmek için seferberliğe başlamıştı. Nazım Hikmet o dönemde yazdığı bir şiirde: "Çek o bıyıklarını çorbamızın içinden!" diyordu Stalin'e. Gorbaçov döneminden sonra Lenin heykelleri yerinden kaldırılırken gazeteci arkadaşlarla birlikte Moskova'daydık. Herkes sevinç içinde şarkı söylüyordu. Hem de Lenin devlet kurucusu olduğu halde kimse itiraz etmiyordu.
***
Bir de Atatürk'e bakalım! Atatürk'ü devlet ve yasalar mı koruyor, halk mı? Elbette halk! Koca bir ulus, Kurtuluş Savaşı'ndaki başkomutanını unutmadı. Kurtarıcısını her gün artan bir minnetle anıyor ve seviyor. Bir an Türkiye'de rejimin değiştiğini ve devletin, "Atatürk heykellerinin yıkılması" emrini verdiğini düşünün. İnanın büyük bir halk isyanı patlak verir ve hiçbir hükümetin gücü bu kararı uygulamaya yetmez. Demek ki Mustafa Kemal, halkının gönlünde taht kuran, milyonlar tarafından sevilen, sayılan tek liderdir. Atatürk'ü, Lenin, Stalin, Hitler ve Mussolini'den ayıran temel nokta budur. Kayseri Belediye Başkanı bilerek, yanlış bir benzetme yapıyor ve gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışıyor.
***
Yazının burasında, yıllar önce okuduğum bir anekdot aklıma geldi: Atatürk, Hukuk Fakültesi'ni onurlandırdığı ziyaretinde gençlerle konuşurken bir öğrenci: "Paşam," demiş "Sizin için diktatör diyorlar. Doğru mu?" Gazi gülmüş ve "Eğer diktatör olsaydım." demiş. "Sen bana bu soruyu sorabilir miydin?"
