Sivas’ta Madımak Oteli’nde katledilen arkadaşlarımın yüzlerini düşünüyorum. O sevecen, yumuşak ifadeli, hüzünlü yüzlerini. On bir yıl geçti aradan ama dostlarımın yüzlerini hâlâ dumanlar arasında görüyorum. Dumanla gölgelenmiş yüzler geliyor gözümün önüne. Hâlâ gülümsüyorlar. Ateş hâlâ yanıyor, duman hâlâ tütüyor. Bir tek Metin Altıok’u yaşıyor gibi düşünüyorum. Metin’in hüzünlü bakışları, kızı Zeynep’in güzel gözlerinde yansıyor şimdi. Zeynep, babasının sevecenliğiyle bakıyor dünyaya. Bu acı unutulmasın diyor; unutulmasın ki bir daha tekrarlanmasın. Babasının anısı için bir kitap yayınlıyor. Ben de şu satırlarla katılıyorum kitaba: Bir şeyi fark ettim: Dostum Metin Altıok üzerine yazı yazmak çok zor geliyor bana. Bir türlü elim varmıyor. Bunun nedenini merak ettim; üzerine çok düşündüm ve sonunda buldum ki, ben, Metin’i bir türlü solgun bir anıya dönüştürmeyi başaramamışım. Ne öldüğünü kabul edebiliyorum, ne artık var olmadığını. İçimdeki bir şey bana, onun, Ankara’da yaşamakta olduğunu fısıldıyor. Hadi, diyor; bin gençliğindeki otobüslerden birine, Ankara’ya git; orada sığırcık kuşlarının ötüştüğü ağaçların altında dolaşan şairi göreceksin. İçine dönük, fazla konuşmayan, mahcup, gülüşünü bile elalemden saklamaya çalışan o duygulu genç adama rastlayacaksın. Birlikte, Kocabeyoğlu pasajının altındaki eski kitap dükkanlarına gideceksiniz, Piknik’te oturup birer soğuk bira parlatacaksınız, sosyalizmden, Türkiye’den konuşacaksınız. Sonra Erdal Öz’ün Sergi Kitabevi’nde alacaksınız soluğu, kitapları, plakları seveceksiniz. Anlıyorum ki; gençliğim bana ne kadar yakınsa Metin de o kadar yakın; bana ne kadar uzaksa Metin de o kadar uzak. Annem genç yaşta ölüp gidince, onun ‘soğuk yüzünü’ görmem için çok ısrar etmişlerdi. Yoksa öldüğüne inanamazmışım. Ben de bir türlü cesaret edememiştim. Bu yüzden aradan geçen bunca yıla rağmen onun öldüğüne inanamam hâlâ. Metin de bana o lanetli otele hiç gitmedi gibi geliyor. Orada hiç bulunmadı, alevler ve duman bu narin, kırılgan ve duyarlı şairi yutmadı diye düşünüyorum. Ve Ataol’un dizelerini hatırlıyorum. ‘Kucaklıyor beni Metin Altıok / Aldırma diyor gülerek’ Ben de gülmeye çalışıyorum. Ama en hayırlı evlatlarını yiyen bu ülkede bir gözüm gülerse, öteki ağlıyor. Engel olamıyorum.