Cumhuriyet Halk Partisi yarın olağanüstü bir kurultay yapacak. Genel Merkez şehir dışındaki uzak bir otelin salonunda delegeleri bir araya getirecek. Planlamaya göre ne parti üyeleri alınacak içeriye, ne basın girebilecek. Gözlerden uzak bir şekilde, her delege, adı okunarak ayağa kaldırılacak ve kendisine partinin Genel Başkanı’na güvenip güvenmediği sorulacak. Geçen kurultayda tüzük konusunda da böyle bir yönteme başvurulmuş ve tüzüğü anti demokratik bulan delegeler bile parti büyüklerinin şahin bakışlan altında “Evet” demek zorunda bırakılmışlardı.(Benim de aralarında olduğum bir grup arkadaş oy vermemiştik.) Anlaşılan bu yöntem çok yararlı bulundu ki şimdi olağanüstü kurultayda da aynen uygulanacak. Ve bir duruşma salonunu andıran kurultaydan çıkacak sonuçla partinin Genel Başkanı güven tazelemiş sayılacak. Aslında bu kurultay, ne yazık ki CHP’de sonun başlangıcıdır. Giderek kan kaybeden, yanlış politikalarında ısrar eden ve güçlü bir halk direnişiyle karşı karşıya bulunan CHP yönetimi, bizzat kendilerinin de etik kurallara uygun bulmadığı yöntemlerle iktidarını uzatmaya çalışıyor. Ve halk da CHP’nin bu iç oyunlarından, koltuk kaptırmama çabalarından sıkılmış durumda, ne kurultayla ilgileniyor ne de güven oyuyla. Bu yönetimin elinde CHP eriyor, bitiyor, tükeniyor.Halkın 3 Kasım seçimlerinde bir parça umutlanarak verdiği avans da yitirildi. Çünkü CHP “mahcup milliyetçilik” politikasıyla ne İsa’ya yaranabildi, ne Musa’ya. Temel konularda yanlış yaptı. Biz dışarıya yansıtmamaya özen göstererek, içeride bu konulan çok eleştirdik. Kamuoyu bunları öğrenmedi ama içeride büyük bir mücadele verdik. Partiyi yönetenleri doğru politikalar üretmeye çağırdık. Eğer bizi bir parça dinleselerdi inanın ki bugün kendileri de bu duruma düşmezlerdi. Ama ısrarla bundan kaçındılar. Kendi aklını bu kadar beğenen ve saplantıları olan insanların varlığı, parti kavramıyla ters düşüyor zaten. Bir parti başkanının yapması gereken en önemli iş, arkadaşlarını dinlemek, onların görüşlerinden yararlanmak ve ortak akılla doğru politikaları saptamaktır. Bu iş kendine hayranlıkla yürümez, yürümüyor da zaten. Zamanın ruhuna aykırı düşen ve küçülen bir partide koltuğu korusanız ne olur, korumasanız ne olur. Ama hırs, bu gerçeklerin görülmesini engelliyor. Halkın gördüğü tabloyu, bazı CHP’liler göremiyor. Bu yüzden aklı başında pek çok kişi, kurultayda oy vermemek yolunu seçiyor. Hem Türkiye’ye yazık oluyor, hem CHP’ye, hem de bu partiye umut bağlamış nice temiz insana. Sulara gömülmeye başlayan gemideki kamara kavgası olanca gücüyle devam ediyor.