Bu karlı kış günü yıllar önce Uğur Mumcu’yu aramızdan almıştı, bugün de Aydın Güven Gürkan toprağa veriliyor. Gürkan’ın ölümü her sevilen ve sayılan insan gibi hepimizde derin bir üzüntü yarattı. Ama üzüntü sadece değerli bir insanın kaybıyla sınırlı kalmıyor. Bazı yazarlar onun ardından neredeyse “Gözü açık gitti!” anlamına gelecek yazılar yazıyor. Çünkü Aydın Güven Gürkan bu ülkenin sosyal demokratlarının birbirlerini yemeyi bırakıp, ortak bir çatı altında adam gibi politika yapmalarını isteyen ender insanlardan birisiydi. Ömrü boyunca bu ilkeyi savundu. Bunu başarmak için de en çok sol aydınlara güvendi. Ama ne yazık ki bu dileği yerine gelmedi. Çünkü “sol” yelpazede yer alan aydınlar birbirlerini sevmediler, desteklemediler, dayanışma içine girmediler. Tam tersine, biraz baş gösterecek olan arkadaşlarını yok etmek için sağın cüret edemediği engizisyon teknikleri uyguladılar. Bu arada atı alan Üsküdar’ı geçti elbette. Dini temel alan hareketlere mensup olanlar, aralarındaki çelişkileri bir tarafa bırakıp ortak bir amaç için birleşti. Sen ben kavgasını bıraktılar. Birbirlerini kırmadılar, kamuoyu önünde yaralamadılar. Partiler kapandı, yeni partiler kuruldu, aralarında gruplaşmalar oldu, tasfiye hareketleri yaşandı ama birbirleri aleyhinde hiç kırıcı sözler söylemediler. Bunun ödülünü de almakta gecikmediler tabii. Bugün sol ne yazık ki Aydın Güven Gürkan’ın istediği noktadan çok uzakta. Politikadaki başarıyı, aynı kulvardaki rakiplerini tasfiye etmekten ibaret sayan zihniyetler, ömrünü Aydın Güven gibi sosyal demokrasiye vermiş birçok değerli insanı siyaset dışına itti. Batan gemide kamara kavgaları yapılıyor. Bitmek tükenmek bilmeyen bir fetret devri yaşanıyor. Eğer Aydın Güven Gürkan’ın ilkeleri hayata geçirilebilseydi, bugün durum çok daha farklı olacaktı. Aydın Bey, bu dünyada iyi bir isim bırakarak, arkasından rahmet okutarak, saygın biri kişilikle aramızdan ayrıldı. Dostlarına, yakınlarına, oğluna ve özellikle son yıllarında ona en büyük desteği sağlayan Serap dostumuza sabır diliyorum.