Biz aynaya bakmaktan hoşlanmayan bir ulusuz ama son aylarda nereye kaçsak birileri yüzümüze bir ayna tutup kendimizi seyretmemiz için zorluyor.
Gözümüzü sıkıca kapatıyor ve başımızı başka yöne çevirmeye çalışıyoruz...Nafile!
Artık kendimizle yüzleşme zamanı geldiğini iliğimizde kemiğimizde hissediyoruz.
Meclis'teki kavga da yüzümüze tutulmuş aynalardan biri.
***
Fransa'nın Ermeni soykırımını siyasi olarak tanımasına nasıl tepki vereceğimizi düşünüyoruz ve TBMM'de Cezayir olaylarına ilişkin bir kınama kararı alınması gündeme geliyor.
Fransa'nın etkili gazetesi Liberation bu girişim üzerine "Çok iyi olur, Fransız aydınları Cezayir katliamının Türk meclisinde kabulünden büyük memnunluk duyarlar." diye yayın yapıyor.
Ama tam bu sırada Meclis'te patlayan bir kavgada Türk milletvekilleri yumruklarla, tekmelerle birbirine giriyor ve kalbi zayıf olan bir milletvekili can veriyor.
Katliam sorunlarıyla uğraşan Meclis, gözünün önündeki bir ölme ya da öldürme olayı ile sarsılıyor.
İşte 21. yüzyılda bizi temsil eden meclisin hali bu!
***
Siz şaşırdınız mı bilmiyorum ama son Meclis olayları beni hiç şaşırtmadı.
Meclis, zaten şiddet üreten bir kültürün temsilcisi.
Şiddete tapan toplum, şiddete göre örgütlenmiş partileri başına geçirmekte sakınca görmüyor.
4 yaşında kız çocuklarının ringe çıktığı bir ülkede, milletvekilleri birbirine çiçek sunmaz elbette; yumruk atar.
Bu bakımdan TBMM çatısı altında yaşanan hiçbir şey bizi şaşırtmıyor, şaşırtmayacak.
***
Aynadan nefret etme hastalığımızın en çarpıcı göstergesi Meclis televizyonunun karartılması.
Meclis açık olduğu sürece yayın, çekim yapan kameralara belki de en ihtiyaç duyulduğu anda yaşanıyor bu kararma.
Genel Kurul salonunda ölümcül bir kavga kopmuş; kavga sonunda bir milletvekili hayatını kaybetmiş ama savcının delil olarak inceleyeceği kayıt bantları yok ortada.
Çünkü birileri emir verip çekimi durdurmuş.
2001 yılında, Meclis salonunda bunu yapan anlayış, 85 yıl önceki olayları nasıl aydınlatır dersiniz?
***
Dünya Bankası, Türkiye için "Rüşvetin ve yolsuzluğun çürüttüğü bir ülke" cümlesini kullanıyor.
Sedat Sertoğlu'nun yayımladığı Amerikan raporu Türkiye'yi "mafyanın kontrol ettiği devletler" listesine yerleştiriyor.
Davos'ta, yolsuzluk sıralamasında dördüncü olduğumuz açıklanıyor.
Bu sorunları çözmekle görevli meclisimizde ise vekiller tekme tokat birbirine giriyor.
Ve birileri hâlâ bizden, bu ülkenin iyi yönetildiğine inanmamızı istiyor.
Bunun da tek çaresi aynaya bakmamamız.
Artık herkesin karar vermesi gerekiyor:
Siz aynaya bakmak isteyenlerden misiniz, yoksa başını çevirenlerden mi?
