Sevgili okuyucularım, geçen hafta "Babaların Günahı" başlıklı yazımda, Türkiye'de gençlerin sorunlarını ve genç-yaşlı kuşak çatışmasını ele almıştım. Bugün de bu konuya devam etmek istiyorum.
Devlet adamı hangi yaşta nasıl düşünür? Gençler devleti nasıl algılar? Devletin gençlere bakışı ile gençlerin devlete bakışı arasında bir uyum var mı? Yoksa devlet ve genç kuşak arasında bir uçurum mu oluştu?
Örneğin, genç bir adamın yaşamında önemli bir dönüm noktası olan askerlik, devletle ilk ciddi karşılaşma anıdır. Gençler bu karşılaşmadan sonra devlete nasıl bakıyorlar? Devletin gençlere bakışı nasıl?
Gençler, devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını, kendilerini korumasını, kollamasını, iş bulmasını, evlendirmesini, hatta çocuklarına bakmasını bekliyorlar. Devlet de gençlere bir baba gibi davranıyor.
Oysa, gençlerin devlete bakışı değişti. Gençler artık devletten bir baba gibi davranmasını beklemiyorlar. Devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını bekleyen gençlerin sayısı azalıyor.
Bütün bunlar Türkiye'de de geçerli. Gençler artık devletten bir baba gibi davranmasını beklemiyorlar. Devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını bekleyen gençlerin sayısı azalıyor.
Bugün Türkiye'de gençlerin büyük bir bölümü, devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını beklemiyor. Devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını bekleyen gençlerin sayısı azalıyor.
Bu arada bu başta ve Ortadoğu'da gençlerin büyük bir bölümü, devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını beklemiyor. Devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını bekleyen gençlerin sayısı azalıyor.
Peki, bu durumda devletin gençlere bakışı nasıl? Devletin gençlere bakışı da değişti mi? Devletin gençlere bakışı da değişti mi?
Hemen yerine yeni bir soru: Devletin gençlere bakışı nasıl? Devletin gençlere bakışı da değişti mi? Devletin gençlere bakışı da değişti mi?
Bu arada, gençlerin büyük bir bölümü, devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını beklemiyor. Devletin kendilerine bir baba gibi davranmasını bekleyen gençlerin sayısı azalıyor.
