Hep biliriz ki; içi yarıya kadar dolu bir bardak iki türlü tanımlanabilir:

Bardağın yarısı boş!

Bardağın yarısı dolu!

Bugünlerde Süleyman Demirel'in cevapları aynen bu örnekteki mantığa dayanıyor.

"500 günlük sürenin 200 günü gitti" diyorlar; "Ama geride 300 gün var" cevabını veriyor.

İlerde, "300 gün doldu" diyecekler.

Hemen yapıştıracak "Geride 200 gün daha var ya!"

Peki bu işin sonu nereye varır dersiniz!

"499 gün geçti." dediklerinde "Ama bir gün var" diye mi cevaplayacak?

Sanmıyorum!

Demirel, 500 günün üçte ikisi dolmadan önce birşeyler yapmak zorunda.

Eğer önümüzdeki 100 gün içinde ekonomide ve terörde gözle görülür bir başarı sağlayamazsa bunu halka anlatması güçleşecek.

Türkiye'de bu durumu inceden inceye hesaplayan kişilerin başında Süleyman Demirel geliyor.

Çünkü tehlikenin farkında!

Bu sıkıntıdan kurtulmanın yolu nedir?

Süleyman Demirel ne yapar da, bu 500 günlük sözün baskısından kurtulur?

Sorunun en yalın cevabı, bir süre uzatımıdır. Ya da bu hesabı iptal edip, yeni bir sayfa açmaktır.

DYP-SHP koalisyonuna dayanan bu hükümetin, halka dönüp de: "Ey Türk milleti! Biz başarısız olduk. Enflasyonu düşüremedik. Dövize hakim olamadık. Terörle de pek başedemedik. Bu yüzden bize bir 500 gün daha verin!" demesi çok zordur.

İkinci süre, yeni bir hükümet kuruluşunda gündeme gelebilir.

Ancak yeni bir hükümet 500 günlük hesabı iptal edip, defterde yeni bir sayfa açabilir.

Eğer Türkiye'de yeni bir hükümet kurulacaksa bu iki yolla gerçekleşebilir.

Ya yeni bir seçim ya da yeni bir koalisyon.

Yıpranmış bir hükümetin seçime gitmesi çok zordur.

Kalıyor yeni bir koalisyon.

Hiç kuşkusuz yeni hükümet Meclis'deki siyasi partilere dayanmak zorundadır: En az iki partiye...

Eğer mevcut hükümet başarısız olursa, büyük bir ihtimalle fatura SHP'ye çıkartılacaktır.

Bu nedenle, yeni hükümetin SHP dışında kurulacağını düşünmek yersiz olmaz.

Geride kalan ihtimaller de pek fazla değildir:

Ya DYP-ANAP koalisyonu ya da Meclis'deki kaymalarla daha da güçlenmiş bir DYP'nin küçük partileri yanına alarak kuracağı bir hükümet.

İkinci ihtimalin zayıf olduğunu sanıyorum: Çünkü böyle bir girişim, geniş halk yığınlarında hemen "Milliyetçi Cephe" çağrışımı yapacaktır.

***

Saydığım ihtimaller gerçekleşir mi, yoksa bu hükümet yerinde mi durur, bilemem.

Ama şurası kesin ki bardağın neredeyse yarısı dolmak üzere!