FRANSIZ parlamentosunda sadece 29 milletvekilinin katılımıyla çıkan "Ermeni soykırımı" tasarısı, gerçek bir basiretsizlik ve fırsatçılık örneği.
21. yüzyılın eşiğinde dünya, eski düşmanlıkların önüne geçmeye çalışır ve uluslar arasında anlayış ve diyaloğun egemen olmasına çalışırken, Fransız milletvekilleri yara kaşıyan ve teröre yeşil ışık yakan bir tutum sergilediler.

Bunun siyasetçi sorumluluğuyla bağdaşır bir yanı yok.

***

KAMPANYANIN başını çeken Charles Aznavour UNESCO tarafından büyükelçilik payesiyle onurlandırılmış bir sanatçı.
UNESCO Genel Direktörü Federico Mayor'un üstünde en çok durduğu proje ise, "Barış Kültürü" adını taşıyan dev çalışma.
Bu etkili barış kampanyası, etkisini Birleşmiş Milletler genel kurulunda da gösterdi ve kurul 2000 yılını "Barış Kültürü Yılı" olarak ilan etti.
2000 yılında çeşitli etkinliklerle "Barış Kültürü" kutlanacak.
Ve 21. yüzyılın bir "barış yüzyılı" olmasına çalışılacak.
Bay Aznavour ise UNESCO Büyükelçisi sıfatını, barışçı değil savaşçı amaçlar için kullanıyor ve böylece hem Genel Direktör'e hem de UNESCO ideallerine karşı çıkıyor.
Bu tutumun eleştirisi gerekli zeminlerde yapılacaktır.

***

1915 olaylarının üzücü olduğu bir gerçek.
İstanbul yöneticilerinin; savaş koşulları içinde göç ettirilen on binlerce insanın yol güvenliğini sağlamak gibi bir yükümlülükleri olduğu açık.
Ne yazık ki, bu güvenlik yeterince sağlanamamış ve göç sırasında masum Ermeniler, altınlarına, kadınlarına, mallarına göz koyan çeteler tarafından katledilmişler.
Bu trajik olaylar, Osmanlı başkentinde büyük tartışmalara neden olmuş ve sorumlular sarayın bahçesine kurulan çadırdan dolayı tarihe "çadır mahkemesi" olarak geçen bir ortamda yargılanmışlar.
Demek ki Ermeni olayındaki tedbirsizlikleri yüzünden bazı yetkilileri ilk yargılayan ülke Osmanlı İmparatorluğu.

***

SOYKIRIM, adı üstünde bir soyu, bir ırkı ortadan kaldırmak demek.
Osmanlı'nın böyle bir niyeti olmadığı apaçık. Çünkü İstanbul Ermenileri'ne hiç kimse dokunmamış.
Kaldı ki Atatürk Türkiye'si, insanları kollektif kimliklerine göre tanımlamayan ve bireysel anayasal yurttaşlığı temel alan bir anlayışla kurulmuş.
Eğer böyle olmasaydı ülkemizin baş tacı ettiği Ermeni kökenli sanatçılar ortaya çıkabilir miydi?
Türkiye'yi Eurovision yarışmalarında orkestra şefi olarak temsil eden ve dilimize takılan birçok besteye imza atan büyük müzisyenlerin gördüğü saygı, Fransızlara verilecek en büyük cevaptır.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr