Her hafta küçük çaplı kıyametler koparmaya meraklı olan siyaset dünyamıza yeni bir bomba düştü: Bask modeli. Herkeste bir öfke, bir hiddet! Vay efendim Tansu Çiller nasıl olur da Bask modelini telaffuz edebilirmiş. Bu kadın bizim komşularımızla olan düşmanlığımızı, memleketi parçalamaya çalışan hainlerin varlığını bilmiyor muymuş? Maazallah Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüyle oynamaktaymış. Bu korku ve öfke ortamında siyah arabalar gidip geliyor, hararetli telefon görüşmeleri yapılıyor, Çankaya köşkünde kriz toplantıları düzenleniyor… Cumhurbaşkanı Demirel’de bir sinir, bir sinir… Gazeteler yazıyor, televizyon yorumcuları verip veriştiriyor. “Memleketin gerçek sahipleri”nde “Yahu bu başbakan vatanı satıyor!” isterisi!

Bu kadar fırtınaya ne sebep olmuş diye baktığınızda ortayla komik bir durum çıkıyor: Güneri Civaoğlu diyor ki “ Başbakan Tansu Çiller Viyana’da dört gazeteciyle görüştü. Biri de bendim. İspanya Başbakanı Felipe Gonzales’in Bask modelini anlattığını ve kendisinin onu dinlemekle yetindiğini söyledi.” Görüyor musunuz? Sadece dinlemiş “Türkiye’de de Bask modeli uygulayalım!” dememiş. Böyle bir cümlesi olmamış. Eğer bazı başbakanları dinlemekle bu kadar gürültü kopuyorsa, siz varın gerisini tahmin edin.

İşte, Türkiye’de Kürt meselesini çıkmazsa sokan tutum budur. Bir ülkenin başbakanı, bir meslektaşının deneyini dinliyor ve gazetecilere bunu belirttiği anda kıyamet kopuyor. Bir Başbakanın bu konuda düşünme hakkı yoksa, sıradan yurttaşın hiç yoktur. Kürt meselesi, tartışılmayan, konuşulmayan, yeni fikirlerle zenginleşemeyen bir ortamda, bir tabuya dönüştürüldü. Kürt sorunuyla ilgili bir düşünce söylemek, Türkiye’de bilenlerin çok iyi bildiği korku tüneline girmekle eş anlamlı.

Oysa Bask modelinden çıkarılacak çok ders var! Basklar kültürel haklarından yoksun oldukları yıllarda Fransa onlara arka çıkıyor ve İspanya’da suç işleyen Bask militanlarını teslim etmiyordu. Çünkü Avrupa’nın “Halkların kültürel hakları” prensibi buna engel oluyordu. Şimdi Bask bölgesi kültür haklarına kavuşmuş durumda. Bugün aynı Fransa, bomba patlatan ya da silah çeken bir Basklı’yı İspanya’ya teslim etmekle kalmıyor, bu konuda İspanya’ya arka çıkıyor, teröre karşı işbirliği yapıyor. Avrupa’nın kültür meselesini ne kadar önemsediği Bask örneğinde ortaya çıktığı gibi, Kürtler konusunda da geçerliliğini koruyor. Bir zamanlar Demirel’in telaffuz ettiği “Kürt Kimliği” ve kültürel hakları tanınmadan, Avrupa’yı yanınıza çekemezsiniz. Ama “Bize Bask modeli falan işlemez. Baskın basanındır.” diyorsanız, durum farklı. O zaman on yıldır elde ettiğimiz başarılarımıza başarılar ekleriz, olur biter.