CUMHURBAŞKANI'nın gündeme soktuğu "Başkanlık Sistemi" tartışmaları devam ediyor.
Daha uzun süre de tartışılacağa benzer.
İlk bakışta, bu sistemin akla uygun yanları öne çıkmakta.
Sistemi savunanlar şöyle bir mantık yürütüyorlar: Türkiye'de madem ki partilere dayalı siyaset tıkandı, madem ki parlamento çözüm üretemiyor; o zaman yetkileri tek kişiye vermek daha doğru.
Bu tek kişi, parti örgütlerine dayanarak yükselmiş politikacıdan değil, gerçekten değerli insanları yanına alır ve böylece Türkiye'deki rejim "yöneten demokrasi"ye dönüşür.
★★★
DÜNKÜ Cumhuriyet'te Işık Kansu'nun köşesinde görüşlerini yansıtan Yekta Güngör Özden, bu sisteme karşı çıkanlardan.
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan emekli olan Özden şöyle diyor: "Her ülkenin kendisine özgü koşulları vardır. Ülkenin sorunlarına dönük çözümlerin; hukuksal, toplumsal, kültürel düzeyimizin etkilediği siyasal koşullarımız gözetilerek üretilmesi gerekir. Türkiye'nin bu koşullarında başkanlık sisteminin diktatörlüğe kadar varabilecek sakıncalar taşıdığı görüşündeyim."
★★★
DENEYİMLİ hukukçu Özden'in söyledikleri içinde en çok dikkatimi çeken; "hukuksal, toplumsal ve kültürel düzeyimiz" bölümü oldu.
Gerçekten de işin püf noktası burada.
Başkanlık sisteminin diktatörlüğe dönüşmesini önleyecek öğeler, başta hukuk olmak üzere, toplumsal ve kültürel yapı.
Biz bu yapıları, çağdaş bir demokrasiye yaraşır biçimde oluşturamadık.
Herkesin bildiği gibi adli sistem, binbir sıkıntı ve şaibeyle sarsılıyor.
İktidar ve hukuk ilişkileri sağlıklı bir baza oturtulamamış.
Yargı bağımsızlığının tam olarak gerçekleştiğini önermek bir hayli zor.
Toplumsal ve kültürel yapımız ise; ne yazık ki iktidarı elinde tutana yaltaklanmak refleksine sahip bir "tabasbus" geleneği içinde sürüp gitmekte.
Bu yapıyla, başkanlık sistemine gitmek, yasayla diktatör yaratmak anlamına gelecek: Siyasi geleneğimiz, başlangıçta iyi niyetli olan politikacıyı bile diktatör yapmaya yeter.
★★★
BU sisteminin başarıyla uygulandığı ülkelerde, başkan kadir - i mutlak değil.
Yargı önünde ter döküyor.
Siz Türkiye'de, telefon dinleten bir başkanın, koltuğunu kaybedeceğine inanabilir misiniz?
★★★
HUKUK öylesine yaşamsal bir konu ki yalnız başkanlık tartışmasına değil, sistemin her alanına uygulanmalı.
Hukuk yapısının iyi kurulmadığı bir liberal sistem de liberal olmaktan çok mafyalaşma anlamına geliyor.
Dolayısıyla Türkiye'nin her şeyden önce başarması gereken iş, hukuk sistemini gerçekten bağımsız işleyen, güçlü bir kurum haline getirmek.
Başkanlık ya da diğer konular daha sonra tartışılmalı.
