Geçenlerde Migros’a gittim. Baktım ki hemen girişe koskoca bir dergi reyonu yerleştirmişler. Bilirsiniz, Batı mağazalarında böyle dergi bölümlerinde yüzlerce değişik dergi bulunur. Klasik müzikten yelkenciliğe, modadan siyasi dergilere kadar bir renk cümbüşü içinde bulursunuz kendinizi. Ama bizdeki dergi bölümü Batı’dakilere pek benzemiyor. Koskoca reyon sadece iki dergiye ayrılmış:Yüzlerce Alem, yüzlerce Şamdan! Tam girişe yerleştirildiği için her gelen, sürmekte olduğu boş tekerlekli arabanın içine bunlardan birer tane atıyor. Sonra başka alışverişlerine yöneliyor.Bu mağazalarda, neyin nereye konulacağı, kılı kırk yararak hesaplanır. Demek ki Alem ve Şamdan’ın böyle bir gücü var; her alışveriş arabasına birer tane konuyor. Alanlar da yazlıkları olan ve kendilerini “elit” kategorisine yerleştiren kişiler. Aynı durum tatil yörelerine giden uçaklarda da görülüyor. Özellikle ön tarafta oturan kerli ferli şık beylerin ve hanımların elinde, bunlardan başka dergi görmek olanaksız.
Bu insanların sayıları az ama o kadar etkililer ki, medya yavaş yavaş bunların ağırlığı altına giriyor. İyi ama insanlar okumasa nasıl olur bu diyeceksiniz; doğru! Bunu ben de düşündüm: Halk yıllar süren bir ısrar sonunda buna alıştırıldı. Uyuşturucu gibi giderek artan dozda magazin istiyor artık. Aynı kadınların çevresinde dönüp dolaşan kaçamak hikayeleri, bol bol bikinili kız resmi, cinsellik gıdıklayan hikayeler…Hatta magazinleşen siyaset! Yıllardır ekranlar milyonlarca saat bunu yayınladı, gazeteler Amazon ormanlarını yok edecek kadar çok kağıda, yine Amazon nehri kadar mürekkep akıtarak bu resimleri bastılar. Artık iş geri dönülmez bir noktaya geldi. Gazete okuru, aynen televizyon izleyicisi gibi eğlence istiyor, seks ve kavga istiyor. “Rating” yapan şeyler bunlar.Eee hepimizin bildiği gibi bu ülkede halk ne isterse o olur. Demokrasinin gereği budur! Milli irade, bol bol baldır bacak, seks, küfür ve sulandırılmış siyasi magazin istediğine göre bize ne demek düşer! Bu yüzden gazetelerin de televizyonlaşması çağı geldi kapıya dayandı. Bugünlerde birçok yazarın, kuş dili kullanarak basit yazılar yazmasına takılıyor bazıları. Bence artık halkın kapasitesi ancak bu kadarını alıyor. Düzgün cümleler bile başını ağrıtıyor insanların. Bilmem ki; bu sonuç acaba sürekli magazin pompalanmasının etkisi mi, yoksa şu korkunç sıcaklar mı sersemletti necip milletimizi!
