ANASOL - D hükümetiyle halkın ilişkisi, Attila İlhan'ın müthiş dizesini akla getiriyor: Ben sana mecburum!
Enflasyon yüzde 93'e vurmuş, yüzde 100'e tırmanıyor.
Başka bir hükümet bu enflasyona imza atsa, yerden yere vurulurdu.
Ama hükümetin alternatifi yok. Refah - Yol pusuda bekliyor.
Öyleyse "Ben sana mecburum!"
***
ÜST üste gelen zamlar halkı geçim cenderelerinde inim inim inletmekte.
Ekmek bile 35 bin liraya fırlamış.
Ama olsun! Madem ki Meclis'ten başka bir hükümet çıkmıyor: Ben sana mecburum!
***
İNSAN hakları ve düşünce özgürlüğü konusunda adım atılacağı sözünü vermiş olan hükümet, kılını kıpırdatmıyor. Türkiye yine yangın yeri görüntüsünde.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde darbe üstüne darbe yiyoruz.
Ama ne gam! Madem ki laiklik kurtuldu: Ben sana mecburum!
***
MUHALEFETTE iken bol keseden sözler verilen Susurluk düğümünü çözme yolunda hiçbir ilerleme yok.
Talan ve yalan olanca hızıyla devam ediyor!
Cevap yine aynı: Ben sana mecburum!
***
İYİ ama bu iş nereye kadar gidecek?
Enflasyonu yüzde yüze fırlatan bir hükümetten hesap sormayacak mı halk?
Türkiye Refah - Yol'dan ve rejim tehdidinden kurtuldu diye verilen avans sonsuza kadar sürüp gidecek mi?
Bu hükümeti daha ne kadar süre Refah - Yol korkusunun bir armağanı olarak sırtımızda taşıyacağız?
***
ENFLASYONU yüzde 100'e tırmandırma eğilimine giren hükümet bir yandan da gelecek yılki enflasyon tahminini yüzde 50 olarak açıklıyor.
Merak edip sordum ve Türkiye'nin büyük holdinglerinin bu tahmine itibar etmediğini ve hesaplarını yüzde 80'lik enflasyona göre yaptığını öğrendim.
Pazara sunulan mallar yüzde 80 zamlı olarak satılacaksa, enflasyon nasıl yüzde 50'de kalır?
Bu iş sadece hükümetin kararına bağlı değil ki!
Ayrıca yılda 10 milyar dolara varan bir iç savaş maliyetiyle enflasyonu düşürmek mümkün mü?
***
KISACASI hükümet hiçbir konuda umut vermiyor ama Refah - Yol korkusunun yarattığı krediye güvenip halkın kendisine mecbur olmasını istiyor.
Bana öyle geliyor ki halkın "Ben sana mecbur değilim!" diyeceği günler pek de uzak değil!
