Paris’te bazı Fransız arkadaşlarla konuşuyorduk. Birisi Sarkozy’den yakınacak oldu, hemen sözünü kestim. “Sus!” dedim. “Fransız halkının iradesine karşı sözler söyleme. Hem biz çok memnunuz, Sarkozy Fransa’ya yakışıyor.” Şaşırdı, “Sarkozy şu anda dibe vurmuş durumda” falan diye bir şeyler söylemeye çalıştı. “Milli iradeye karşı gelmiyorsun herhalde!” dedim. Bu sözlerim üzerine güldü ve “Anladım!” dedi. Anladığı şey; AKP’nin seçim zaferi üzerine bütün Batılıların kapıldığı sevinç dalgası ve bu iktidarın yarattığı tehlikelere dikkat çekmeye çalışan bizlere göstermiş oldukları tepkiydi. “Halkınız seçti!” diyorlardı. “Başbakan’ın veya Cumhurbaşkanı’nın eşini eleştirmeye ne hakkınız var?” Şimdi biz de diyoruz ki “Sarkozy’yi eleştirmeye ne hakkın var kardeşim. Halkınız onu, o da Carla Bruni’yi seçti. Kadın ister göğüslerini gösterir, ister başka yerini. Milli irade değil mi sonuçta!”

İtalyan aydınlarla da böyle konuşmalar yapıyorum artık ve inanın çok zevk alıyorum. Berlusconi’nin seçim zaferinden sonra birçok İtalyan arkadaşıma kutlama mesajı çektim. Çok aydın ve solcu oldukları için AKP de AKP diye tutturmuş olan bu arkadaşlar şu anda çok mutsuz. Çünkü onca yolsuzluk davasının muhatabı olan Berlusconi, güzel ülkeleri İtalya’da beş yıl başbakanlık, daha sonra yedi yıl cumhurbaşkanlığı yapacak. Etti mi sana on iki yıl! Bundan güzel milli irade mi olur! Mutsuz olmaya ne hakları var! Varsın Gramsci’lerin, Fellini’lerin, Togliatti’lerin, Visconti’lerin ülkesinde, böyle şaibeli, birikimsiz, maço bir başbakan olsun. Bizim bir itirazımız yok vallahi! Madem halkları öyle istemiş, aydın arkadaşlarımız da seslerini kesmeli artık.

Amerikalılarla konuşmalarım yıllardır bu eksendeydi zaten.“George Walker Bush, serbest seçimle iktidara gelmedi mi? Hem de iki kez! O zaman ister Irak’ta bir milyon insan öldürür, ister dünya ekonomisini krize sokar. Size ne? Milli irade arkasında değil mi!”

Biliyorum ki bu ülkelerin ilerici aydınları, solcu gazetecileri, sanatçıları çok mutsuz.Çünkü Bush, Sarkozy, Berlusconi gibi liderleri kendi ülkelerine layık görmüyorlar. Ama iş Türkiye’ye gelince durum değişiyor. Bize yıllardır demek istiyorlar ki: “Ne şikâyet ediyorsunuz kardeşim, siz zaten busunuz! Nereden çıktı o Batılılık, kentlilik iddiaları falan. İşte bak halkınız doğruyu biliyor.” Şimdi de bize bu sözleri söylemek hakkı doğdu: Bizce Amerikan, Fransız, İtalyan halkları da doğruyu biliyor. Son seçimde yüzde 47 oy alan Silvio Berlusconi İtalya’ya hayırlı, uğurlu, kademli olsun. Dilerim yeni iktidar döneminde 8 milyar dolarlık servetini ikiye katlar, dilerim İtalyan medyasının yalnız bir bölümüyle yetinmez, bütün medyayı satın alır. Eeee, ne demişler. Bugün bana, yarın sana!