İYASSET pazarında köşeleri
kapıp tezgah açmış bezir-
ganların pervasız çılgınlığı
karşısında çaresiz kalan halk, der-
dini anlatmak için çeşitli eylem bi-
çimleri deniyor.

Kölelikten kapı kulluğundan
yurttaşlığa geçişin sancılı sürecinde
sesini yükseltiyor.

Ve hepinizin bildiği ünlü eylem-
le, her akşam ışıklarını bir dakikalı-
ğına karartarak, aydınlık Türkiye
özlemini ortaya koyuyor.

Buna karşılık, etkin ve duyarlı bir
toplumu amaçlaması gereken siya-
siler ne yapıyor dersiniz?
Bol bol hakaret ediyorlar.
“Vatan hainleri!”
“Fesatçılar!”

MUM

Şimdi buna bir de “mum söndü-
rüyorlar” sözü eklendi.
Işıklarını karartanlar mum söndü-
rüyorlarmış.
Bunu söyleyen kişi Adalet Baka-
nı.
Sivas’ta Madımak Oteli’nde ay-
dınlık insanları cayır cayır yakanla-
rın avukatı olan Adalet Bakanı bu
sözüyle, Anadolu’nun kanayan bir
yarasının kabuğunu kaldırıyor ve
belki de tarihin en aşağılık yalanla-
rından, iftiralarından birine gön-
derme yapıyor.
Yüzyıllar boyunca Alevi yurttaş-
larımıza atılan bir iftirayı, “mum
söndü ayini” yapan Kızılbaşların
ensest ilişkilere girdikleri yalanını
gündeme getiriyor.

ALEVİ AHLAKI

Ben Alevi değilim ama Alevi top-
lumunu yakından tanıyan bir kişi-
yim.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki
Türkiye’nin en sağlam ahlak anla-
yışı Alevilerdedir.
Suç işleyen kişiler geleneksel
devlet tavrımızdaki gibi korunup,
sakınılmaz, tam tersine toplum ta-
rafından yargılanır ve cezası verilir.

Bırakın gizli imam ve muta ni-
kahlarıyla genç kızları kandırmayı,
bir arkadaşının eşine kötü gözle
bakan insan “yol düşkünü” ilan e-
dilir ve o toplumdan, o köyden, o
cemaatten kovulur.

Aleviler tek eşli olarak yaşarlar.
Alevilerin dayandığı bu sağlam
ahlak anlayışı sayesinde, en yoğun
yaşadıkları yerlerde mahkemeye,
jandarmaya, polise gerek duyul-
maz. Çünkü suç işlemezler.
Mesela Hacıbektaş ilçesindeki
hapishane, yıllarca boş durduktan
sonra Adalet Bakanlığı tarafından
kapatılmıştır. Hacıbektaş jandarma
defteri bomboş durmaktadır, suç
kaydı yoktur.
Her yıl yüz binlerce Alevinin a-
kın akın geldiği bu kasabada orta-
ya çıkan çarpıcı gerçek saklana-
maz.

Şevket Kazan dahil hiç kimse,
Hacıbektaş gibi kültürün ve inan-
cın suç işlemeyi önlediği bir örnek
gösteremez.
“Mum söndü ayini” yalanı, bu
ahlaklı ve erdemli toplumu karala-
mak için ortaya çıkarılmış büyük
bir iftiradır.

Aleviler, bu ülkenin kültürünü a-
yakta tutan, insan canına ve doğa-
ya saygı gösteren, büyük ozanları
yoluyla Türkçenin ayakta kalması-
nı ve bugünlere ulaşmasını sağla-
yan, Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa
Kemal Paşa’ya maddi manevi en
büyük desteği veren, demokrasi ve
çağdaşlık değerlerine uygun bir ah-
lak anlayışına sahip olan erdemli
ve saygıdeğer bir topluluktur.
Refah Partisi’nin çok övündüğü
fetihleri yapan Osmanlı ordusunun
Piri Hacıbektaş Veli’dir.
Hem Hacıbektaş’a bağlı ordunun
zaferleriyle övün, hem de Hacı-
bektaş’ın evlatlarına “mum söndü-
rüyorlar” adı altında en korkunç if-
tirayı reva gör.
Esas sorgulanması gereken bu
çarpık ahlak anlayışı ve bu ışığı
sönmüş yürekler!