Bir okurum soruyor: “Geçen gün televizyonda Einstein’ın bir sözünü söylemiştiniz, neydi?” O söz şuydu: “Hiçbir sorun, o sorunu yaratan bilinç düzeyiyle çözülemez.” O kadar önemli bir saptama ki bu; hemen hemen her olaya uygulayabilirsiniz. Gelin Türkiye’yi bu sözün ışığında düşünelim.

90 senedir Ermeni sorununu niçin çözemiyoruz. Cevap belli: Bilinç düzeyimiz aynı kaldığı ve bir üst düzeye çıkamadığı için. Peki Kürt sorununu niye çözemiyoruz? Cevap aynı: Ekonomi! Yine aynı. Siyasi Partiler sistemi, siyasi yozlaşmışlık. Yine aynı. Hiçbir konuda bilinç düzeyimizi yükseltemedik, bir üst bilinç aşamasına geçemedik ki sorun çözelim. Türk yöneticiler dünyayı bilmiyor. Değişen dünyayı izleyemiyor, anlayamıyor. Bu yüzden yüz yıl önce ne söyleniyorsa, bugün de aynı şey söyleniyor. Bu sürecin tek istisnası Mustafa Kemal dönemidir. Çünkü o, dünyayı biliyordu, değişen dünyanın koşullarını kavrıyordu. Ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemi bilincinden, bir üst bilince çıkarak sorunları bu perspektifle çözme başarısı sağladı. Eğer bilinç düzeyini yükseltmemiş olsaydı, Misak-ı Milli sınırları içinde dönemin ruhuna uygun bir ulus-devlet kurmak yerine, Enver gibi fütuhat peşine düşer, mesela doğduğu kent olan Selanik’i geri almak için orduyu ateşe atardı. Ama o, dünyanın ve zamanın ruhunu yakalamış bir liderdi. Çünkü askerliğinin yanı sıra bir kültür adamıydı. Bu maceralara atılmadı .Bir üst bilinç düzeyiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Dikkat edin, son yüzyıllarda Türkiye’nin saygınlık kazandığı ve sözünün dinlendiği tek dönem budur.

Şimdi bazı Kemalistler, onun izinden gittiklerini sanarak, 1920’ler bilinciyle sorun çözmeye çalışıyorlar. Behey arkadaşlar keşke çözebilseniz ama buna imkân yok; dünya orada durmadı ki. Sorun çözebilmek için bilincini 21. yüzyıla yükseltmen ve “zamanın ruhu”nu tekrar yakalaman gerekmiyor mu? “Zamanın ruhu” dediğin nane ruhu değil ki her zaman aynı kalsın. Mustafa Kemal nasıl ömrü boyunca Tanzimat’ı tartışmadı ve yeni dünyayı kavradıysa, onun izinden gitme iddiasını taşıyanların da yapması gereken bu. Yoksa Mustafa Kemal bir dogmaya, bir puta dönüşür ki bilimi “en hakiki mürşit” olarak ilan etmiş bir lidere yapılacak en büyük haksızlık da bu olur. Mustafa Kemal çizgisini savunmak, gözyaşı ve hamasetle değil, bilinçle, akılla, kültürle olur.