MOSKOVA'dan döndükten sonra yolumuz Barcelona'ya düştü. Sizlere bu kültür mabedinden izlenimler aktarmak istiyordum ama biraz ertelemek zorunda kaldım.
Batı basınında manşetlere tırmanan Kürt eksodüsü, Dali'nin, Miro'nun, Picasso'nun ülkesi olan ve her taşından kızıl ile kara fışkıran Katalonya toprağı yazılarını birkaç gün öteye iteledi.
825 kişi taşıyan kaptansız Ararat gemisinin ve yolcuları kıyıya taşıyan Calabria balıkçı teknelerinin fotoğraflarını gördüğümde aklıma birçok soru takıldı.
Bu soruların başında 825 kişinin, nasıl olup da bir Türk limanından gemiye binebildikleri geliyor!
Evet! Bir arkadaşımın hesabıyla otuz otobüs dolusu insan hangi kasabadan, hangi kıyı şeridinden bir gemiye gizlice binebilir?
İtalyan makamlarının bildirdiğine göre iki gemi daha yaklaşıyormuş.
Demek ki göç edenlerin sayısı binleri buluyor.
Türkiye'de binlerce mültecinin çoluk çocuk yollara dökülmesi ve bir kıyıdan gemilere taşınması çok zor!
Polis, jandarma, istihbarat örgütleri, basın, yöre insanları bu kitle göçünü nasıl görmüyor?
Çeşme'yi, Marmaris'i, Alanya'yı, Kaş'ı gözünüzün önüne getirin. Sürekli gözetlenen, radarlarla taranan, sahil muhafaza hücumbotlarıyla denetlenen kıyılara binlerce kişinin gelip gemilere dolmasını aklınız alıyor mu?
Benim almıyor!
İstanbul gibi göz önünde bir yerden binlerce kişinin kaçması ise iyice garip!
Hangi limandan gemiye bindiler? Çanakkale Boğazı'nı geçerken hiç kimse bir şey sormadı mı?
Ege denizinde kuş uçurtmayan sahil muhafaza, kaptansız gemiyle hiç mi ilişki kurmayı denemedi?
Demek ki işin içinde bir iş var.
***
AKLA gelen bir olasılık, binlerce mültecinin Türkiye'den değil de başka bir ülkeden, mesela bir Suriye limanından gemiye binmiş olması.
Ama gazetelerde bu konuda da bir açıklama yok.
Hükümet İtalya'yı protesto ediyor ama mültecilerin gemilere nasıl bindiği konusunda bir açıklama yapmıyor.
Eğer Suriye, Güney Kıbrıs gibi başka ülkeler söz konusuysa, binlerce Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının o ülkelere nasıl gidebildiği de ayrı bir soru!
***
ŞU anda Batı basınını göz ucuyla izleyen herkes, Türkiye'yi ayrı bir gözle görüyor: Yurttaşlarının kaçtığı, canını dışarıya zor attığı, kitlelerin çoluk çocuk yollara, denizlere döküldüğü bir ülke!
Telörgülerin ardından umutla dışarıya bakan kara gözlü çocuk görüntüleri kamuoyunun belleğine kazınıyor.
