"...belirli bir süreden sonra şuurları kayboluyor, ondan sonra geri döndürmenin zorluğu var."

Bu sözleri söyleyen, Adalet Bakanı Oltan Sungurlu.

Cezaevlerindeki ölüm oruçlarıyla ilgili olarak konuşuyor.

Erzurum Cezaevi'ndeki ölüm orucu 47'nci gününde.

1996 yılında yaşadığımız trajediye hızla yaklaşıyoruz.

O zaman da ölüm oruçları konusunda hükümeti ve kamuoyunu uyarmaya çalışmış ve iş işten geçmeden önlem alınması için yazılar yazmıştık.

"Bu bir çığlıktır!" başlıklı yazımızda ölüm sınırına gelmiş tutukluları anlatarak kamuoyunu sarsmaya çalışıyorduk.

Televizyon programlarında dikkati bu yönde yoğunlaştırmaya çaba gösteriyorduk.

Ne var ki duyarlı arkadaşlarımızla birlikte giriştiğimiz bu çabalar sonuç vermedi ve 12 kişi ölüp, birçok kişi sakat kalana kadar kimse kılını kıpırdatmadı.

Şimdi iş yine bu noktaya gidiyor.

Mehmet Ağar'ın Adalet Bakanlığı yaptığı sırada patlayan cezaevi olayları, 1998 Türkiye'sinde yine ölümlere, direnişlere, trajedilere sahne olacak.

***

CNN televizyonunda konuşan Mesut Yılmaz'a cezaevlerindeki tutuklulara uygulanan kötü muameleyi sordular.

Yılmaz'ın cevabı şöyleydi: "Biz teröristle konuşmayız!"

CNN programcısı büyük bir şaşkınlıkla "Teröristten değil, cezaevindeki tutukludan sözediyorum" dedi. "Siz cezaevlerinizde yatan yurttaşlarınızı, terörist olarak mı görüyorsunuz?"

İşte püf noktası burada.

Cezaevinde yatmakta olan herkes, devlet gözünde, cezasını çekmekte olan bir yurttaş konumunda olmalı.

Devlet, tutuklunun ideolojisine göre davranamaz, ona düşman muamelesi yapamaz.

***

1996 yılındaki ölüm oruçlarının sona erdirilmesinde görev aldıktan sonra benim ve arkadaşlarımın başına gelmeyen kalmadı.

Birtakım yazarlar, niye ölümler durdu diye günlerce küfür ettiler.

Birçok tehdit mektubu aldık.

Türkiye'de bu kadar anlaşılabilir: Ama ölüm oruçlarını düzenleyen tutukluların bir bölümünün de kendi yayın organlarında bizleri suçlamasına ne demeli?

Onlar da bize düşman oldu.

Kısacası her zamanki gibi ne İsa'ya yaranabildik, ne Musa'ya.

Bütün bunlara rağmen, kendimi bu yazıyı yazmaya zorunlu hissediyorum.

Çünkü, tutukluların ölüm oruçlarında ya aklını ya canını yitirdiği bir ülkede yaşayıp da bunlar olmuyormuş gibi davranmak elimde değil.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr