ONN yakınlarında yeşillikler arasında bir tepe...
Aşağıda Ren Nehri ve uçsuz bucaksız Ren Ovası uzanıyor.
Devlet konukevi Petersberg tam bu tepenin zirvesine konulmuş.

Bir milyar mark harcanarak yeni-
lenmiş olan konukevi, Alman devle-
tinin gücünü sergilemek istercesine
müthiş bir kalite yansıyor.
Bir sempozyum için buradayız. Bu
ilginç toplantıyı ayrıca yazacağız.
Şimdi sözünü edeceğimiz şey; bir
ilk izlenim.

***

ALMANYA'da yazın bile rastlan-
mayacak sıcaklıktaki ilk günün akşa-
mı, Ren Nehri'ne bakan terasta çeşit-
li gruplar yemek yiyor.
Bir kısmı, Alman politikalarının o-
luşturulmasındaki etkili isimler.

Bir ara Yaşar Kemal'in adı geçiyor.
"Duruşma ne oldu?" diye soruyor
bir Alman yetkili.

Başka bir masaya seslendiği için
herkes, yüksek sesle geçen konuş-
mayı dinliyor.
"Ertelendi" diye cevap veriyor ö-
teki. "Biraz önce haberlerde dinle-
dim. Teknik sebeplerden ertelen-
miş."

"Teknik sebepler mi?"
"Evet. Meğer Der Spiegel'deki ya-
zı hiç çevrilmemiş. Şimdi çeviriyi is-
tiyorlar."

Bu kez söze başkaları da karışıyor.
"Yazı çevrilmemiş mi?"
"Hayır. Hiç çevrilmemiş."
Etkili kişilerden oluşan kalabalık i-
yice kulak kesilmiş dinliyor.
İçlerinde avukatlar, üniversite ho-
cası hukukçular da var.
"Peki davayı nasıl açmışlar?"

"Türk gazetelerindeki alıntılar ü-
zerine açılmış."

***

ÖNCE bir şaşkınlık oluyor. Sonra
kahkahalar patlıyor.
Ren Nehri'ne bakan şık terasta
herkes gülüyor.

Almanca dergide çıkan yazının as-
lını görmeden, resmi çevirisini alma-
dan dava açan savcıların akılalmaz
becerisine gülüyorlar.

Yangına körükle giden gazeteler-
deki, nasıl çevrildiği belli olmayan
birkaç cümleyi dava konusu yapabi-
len adalet anlayışına şaşırıyorlar.

***

İŞTE size bir Bonn akşamının fo-
toğrafı.
Olduğu gibi, yorumsuz aktarılan
bir atmosfer.
Şimdi herkes istediği gibi düşüne-
bilir.

Kimileri kızar, kimileri üzülür, ki-
mileri alınır.

Ne var ki, yüzü kızarması gere-
kenler her zaman olduğu gibi, hiç
aldırmazlar böyle şeylere.
Öyle ya; "Ülkesi ve milletiyle bö-
lünmez bir bütün" olan Türkiye'yi
kim sevebilir onlardan başka?
Kim korurur bütünlüğümüzü bu
beyler olmasa?
Hukuk mu dediniz?
Demokrasiden mi dem vurdunuz?
Adalet mi buyurdunuz?
Canım bırakın öyle fasa - fiso şey-
leri!
Hepsi iç ve dış düşmanların taktik-
leri!

***

BÖYLE bir Bonn akşamında size
de durgun akan Ren Nehri'ne bakıp
bakıp üzülmek düşer.