Bir süre ayrı kaldık.Yazmadığım süre içinde olayları sakin bir biçimde izlemeye, anlamaya, yorumlamaya çalıştım.Ülkemizde neler oluyor, nereye gidiyoruz, olayları nasıl birbirine bağlamalı, ne anlam çıkarmalı diye düşünüp durdum.Ama sonuçta şuna karar verdim ki olan biteni kesinlikle anlamıyorum.Bütün içtenliğimle söylüyorum bunu: Anlamıyorum.Anlayabilmem ve bu köşede yazabilmem için elimde bazı bilgiler, belgeler bulunması lazım. Hiçbiri yok bende.Bütün yurttaşlar gibi ben de şaşkınım, olayların hızı başımı döndürüyor, her haber bültenine hayretle bakıyorum.Tahmin ettiğim tek şey buzdağının ancak su kesimi üstünde kalan çok küçük bir parçasını gördüğümüz.Aşağıda neler oluyor, neler kaynıyor, kim kiminle hesaplaşıyor anlamam mümkün değil.On yedi bin cinayetin failinin bulunamadığı, asit kuyularından kemiklerin çıktığı bir ülkede yaşıyoruz. Orası kazılıyor silah, burası kazılıyor silah.Operasyon üstüne operasyon yapılmakta.Kim kiminle ilgili, kim kiminle irtibatlı anlamaya imkân yok.

Türkiye bir korku tüneline girdi sanki.Bir yandan ekonomik kriz vuruyor ülkeyi, bir yandan rejim krizi.Yüz binlerce kişi işini kaybediyor, firmalar iflas bayrağını çekiyor.Bir yandan Kürt sorunu sıkıştırıyor ülkeyi, bir yandan Ermeni sorunu.Uluslararası politikada nereye gittiğimiz belli değil. Bir zamanlar herkesin yüreğini ağzına getiren deprem konusu da unutuldu.Ne yazık ki biz unutsak da doğa unutmuyor.

Bunların hepsini birden düşününce bunalıyor insan. Bir çıkış yolu arıyor.Ama belli ki kolay bir çıkış yolu da yok.Toplum kutuplaşmış.Yani her yere benzin dökülmüş, bir kibrit çakılmasını bekliyor.Tam bu arada bir de domuz gribi kâbusu çıkmaz mı?Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durum ilan ettiği salgın konusunda yetkililer korku içinde.Bir bu eksikti diye düşünmeden edemiyor insan. Bu kadar sorun arasında bir domuz gribi eksikti.

Peki ne yapalım?Birdenbire yoğunlaşan, bizi her yönümüzden kuşatan sorunlarla nasıl başa çıkalım? Gaz maskesi mi takalım, kutuplara mı kaçalım?Nasıl olsa bunların hiçbirini yapamayacağız.İyisi mi moralimizi sağlam tutmaya çalışalım. Yardımlaşmaya, dayanışmaya, dostluğa, sevgiye, sanata, merhamet duygusuna, empatiye daha çok yer açalım hayatımızda.Belki bu önlemler, olayların gelişmesini engelleyemez ama daha çok “insan” olduğumuzu hissettirir bize.Bu da önemli bir şey.