Değerli dostum Bülent Korman’la Türkiye’deki kavga ortamını konuşuyorduk. Çok ilginç bir şey söyledi. Dedi ki: “Bir takım insanlar ancak bir ‘öteki’ yaratarak ve ona düşmanlık ederek var olabiliyor.” “Bravo” dedim, “İşte bizdeki birçok kavganın nedeni bu.” Biraz sonra başka bir değerli dostumla, Güngör Mengi’yle sohbet ediyorduk. O da çok ilginç bir şey söyledi: “Aslında birbirini tamamlayan iki kavram olan laiklikle demokrasiyi birbirinden ayırıp kavga ettirmeye başladılar.” O da yerden göğe kadar haklıydı.
Ne yazık ki bizim fikir iklimimiz böyle. Önce beş-on kişi bir araya gelir. Kendi dışlarındaki herkesi çekiştirmeye, karalamaya başlarlar. Bir süre sonra da bu nefretlerine ideolojik kılıf uydurmak için olmadık zorlamalar yaparlar. Hayatım boyunca bu gruplardan ne kadar çok sayıda gördüğümü anlatamam. Her kuşakta vardı bunlar. Yani bir Türkiye klasiği.
Bu gözle baktığınız zaman bazı kişilerin düşmanlık ve kavga olmadan düşünemediğini, yazamadığını, konuşamadığını görüyorsunuz. Demek ki bu tarz davranış, bizim sandığımızdan daha derin bir nedene dayanıyor. Belki de Türkiye bu biçimle düşünüyor, kendisine düşmanlar yaratıp onlar üzerinden düşünce temrini yapıyor. Ne olursa olsun bunlar bize göre değil. Yaşadığın sürece yüreği karartmamak lazım. Bakın Paul Eluard ne diyor:
Hiçbir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemiştim ben
Kulak ver dinle
Her acının sonunda açık bir pencere vardır
Yerine getirilecek bir istek
Doyurulacak bir açlık
Cömert bir yürek
Uzanmış açık bir el
Canlı canlı bakan gözler vardır
Bir yaşam vardır yaşam
Bölüşülmeye hazır.
Yukarıdaki dizeleri Prof. Dr. Muammer Öner’in “Bir Ömür Dört Yaşam” adlı kitabından aldım… Değerli hoca kitabında kanserle 16 yıl boyunca nasıl mücadele ettiğini anlatıyor, çok yararlı öğütler veriyor. İşte esas gerçek bu: Yaşam ve ölüm! Be dostlar; hâlâ ağrısız nefes alıp içtiğiniz iki kadehin tadına varabiliyor, yürüyebiliyor, gövdenizi hissetmeden yaşayabiliyorsanız niye bu kadar öfke, kin, düşmanlık. Size verilmiş olan kısacık sürenin tadını çıkarmaya bakın. Düşmanlık marşları yerine dostluk şarkıları söylemeyi deneyin. İnanın ki bu hayat düşmanlık ve nefret için çok kısa. Nasıl olsa sahnenin sonunu göremeyeceksiniz.
