Bazen bir fotoğraf ciltlerle kitabın anlatamadığını anlatır. Bazen savaşlar başlatır, kimi zaman da savaşlara son verir. Bir Vietnamlı’nın başına dayanmış olan tabancanın ateşlenme anını gösteren fotoğraf, Amerika’ya Vietnam Savaşı’nı kaybettiren belge olmuştur. Çünkü acımasızca kirletilse de üzerinde onca oyun oynansa da, insanoğlunun vicdanı var. Zulmün fotoğrafı, insan yüreğinde fırtınalar estiriyor.
Dün SABAH’n 27. sayfasında bir fotoğraf yayınlandı. Adnan Menderes’le ailesi görünüyordu fotoğrafta, bir de Albay Tarık Güryay… Yassıada Komutanı. Menderes için idam kararı verilmişti. Bu ağır kararın arkasından ailesiyle ilk görüşmesiydi bu. Ne var ki bir daha dünya gözüyle göremeyeceği ailesiyle yalnız değildi. Birlikte çektirmek istedikleri son hatıra fotoğrafına Albay da girmiş ve Adnan Menderes’i yerinden kaldırıp kendisi oturmuştu. Fotoğrafta korkunç bir hüzün var. Herkesin boynu bükülmüş. Ölümün acısı vurmuş yüzlerine, Bir tek komutan sağlıklı, diri, hırçın ve duyarsız. Dokunmaya korktuğu kanısıyla komutan arasında ayakta dikilen eski Başbakan’ın yüzünde şaşkınlık, acı ve utanç birbirine karışmış. Artık duygularını denetleyemediği belli. Çünkü ağzı, ancak ağlamak üzere olan ve hıçkırıklarını bastırmaya çalışan insanlarda olduğu gibi kısılarak yana kaymış. Gözlerini döşemeden ayıramıyor. Berin Hanım’ın ağlamaktan kan oturmuş gözleri, siyah beyaz fotoğrafta bile seçilebiliyor. Oğulları ayakta dikilen babalarına yer veremeden oturmanın ezikliği içinde. Aydın Menderes ise babasını asacak olan komutanın yanında hazırolda durmuş ve başını omuzları arasına gömerek, görünmez olmaya uğraşan çocuklar gibi utanarak bekliyor. Ama Tarık Güryay, ölüm cezasına çarptırılmış olan Başbakanı, ailesinin yanında son bir kez aşağılamanın zevki içinde ayaklarını kameraya uzatmış ve en ufak bir üzüntü duymadan fotoğraf çektiriyor.
Böylesi anlarda ölümün gerçeği, yaşamın gerçeğinden daha ağır basar. İnsan en azından karısıyla ve çocuklarıyla bir araya gelmiş olan bir “insan”ın, bir baba ve kocanın mahremiyetine saygı gösterir. Ölümün dramatik sessizliği kaplar ortalığı. Anlaşılan Yassıada ortamında hiç böyle duygular yeşermemiş.
Fotoğrafa baktıkça Adnan Menderes’in omuzlarına binen kederi ve yüz adalelerini çarpıtan derin utancı daha iyi sezebiliyorum. Ve bir kez daha anlıyorum ki bu utanç ona değil, demokratik sürecini üç darbeyle yaralayan bizlere ait, O koltuk Tarık Güryay’a hiç de şerefli bir makam olmamış doğrusu.
