Bakırköy'de dargelirli bir ailenin evine
haciz memurları gitmiş: Eşyalar teker
teker kayda geçirilip haczedilmekte.
Evin yedi yaşındaki küçük kızı da olup bi-
tenleri izliyor. Eşyalar sayılıp da sıra çamaşır
makinesine gelince küçük çocuk haciz memu-
runu yalvarmaya başlıyor.
"Ne olur amca, bunu almayın. Çamaşır yı-
kadığında annemin elleri çok ağrıyor. Alma-
yın. Onun yerine ben size şunu vereyim."
Çocuk minik bileğindeki incecik altın kün-
yeyi çıkarıp, haciz memuruna uzatıyor.
35 yaşlarındaki annenin ellerine bakıyor-
lar: Romatoid artrit'ten parmakları eğri büğrü
olmuş kadının.
Hacze gelenlerin yüreği kabarıyor.
Haczi koyduran bankanın müdürü, ailenin
2 milyar liralık borcunu kendi cebinden ödü-
yor ve aileyi hacizden kurtarıyor.
★★★
Biraz Kemalettin Tuğcu hikayelerini andıran
bu olay ne yazık ki gerçek.
Ve bugün milyonlarca evde aynı dram ya-
şanmakta.
Her sektörde, akıl almaz boyutta insan işten
çıkarılıyor; onbinlerce kişi işsiz kalıyor.
Kredi kartları ile acil ihtiyaçlarını giderenler,
daha sonra faiz üstüne faiz binen bu borçların al-
tında soluk alamaz hale geliyorlar.
Bankaların kendi avukatları bu işlere yetişe-
mediği için, yüzlerce serbest avukatla anlaşıp,
kredi kartı borçlularının üstüne yürüyorlar.
Onbinlerce ev kan ağlıyor.
★★★
Bülent Tanla'nın yaptığı araştırmaya göre
2000 yılında 8 milyon 600 bin icra dosyası
işleme görmüş.
Bu sayı, 1999'a göre yüzde 50 artış gösteriyor.
İcra dosyalarının ezici çoğunluğu dar gelirli
küçük esnaf ve köylülerden oluşmakta.
Bu rakamlara göre Türkiye'deki her üç aile-
den biri icrada demektir.
***
Ortalıkta makro ekonomiden başka bir şey
konuşulmuyor. Varsa yoksa döviz, faiz,
borsa dengeleri, banka dedikoduları, yatırım
araçları ve IMF kararları.
Makro ekonomi düzelmeden gelir dağılımı
adaletsizliğinin de giderilemeyeceği, mali sektörü
nizama sokmadan reel sektörün kanamaya de-
vam edeceği herkesin malumu.
Hiç kimse makro ekonomiyi unutun demi-
yor ama sadece bu dengelere odaklanıp, Türki-
ye'deki yangının giderek büyümekte olduğunu
görmemek de pek gerçekçi bir tutum değil.
Ekonomi dediğiniz şey, önünde sonunda in-
sanlar için değil mi?
Eğer böyleyse, bilin ki insanlar cayır cayır ya-
