YILLAR öncesini hatırlayalım: Şahın devrilmesi ve Air France uçağıyla Tahran'a gelen Humeyni'nin halk kitleleri tarafından bağrına basılışı herkesi heyecanlandırmış ve İranlıların Şah zulmünden kurtuluş devrimi olarak selamlanmıştı.
O sıralarda "Atlımın Türküsü" plağı üzerinde çalışıyordum.
İran olayları üzerine bir şiir yazmış ve besteleyerek plağa koymuştum.
Şiir "Taht bir yana, Şah bir yana" adını taşıyor ve şöyle başlıyordu:
"Doğu dalga dalga vurdu/ Taht bir yana şah bir yana/ Behrengi'nin soluğunda/ Taht bir yana şah bir yana"
Şiirde adı geçen Samed Behrengi, bizde de çok beğenilen Küçük Kara Balık kitabının yazarıydı ve Şah zindanında ölmüştü.
Son kıta şöyle tamamlanıyordu:
"Bir ağaç çiçeğe durdu/ Kanından rengini verdi/ Deli poyraz vurduğunda /Donmasa çiçekleri"
Şarkıyı ilk dinleyenlerden birisi olan sevgili dostum Vasıf Öngören "İran'da eğer işler tersine dönerse bu son dizeler seni kurtarabilir!" demişti.
***
SONRA hepimizin bildiği gibi İran devrimi hiç beklenmedik bir yöne çevrildi ve dünyanın en kanlı rejimlerinden birisi ortaya çıktı.
Evin Cezaevi'nde yapılan zulüm ve işkenceler hepimizin yüreğini burktu.
Avrupa'ya kaçmış bir müzisyen arkadaşım, Tahran'ı terketmeden önce evindeki kuyruklu piyanoyu bahçesine gömmüştü.
Bir piyanonun cenaze töreniydi bu.
İran rejiminin barbarlığı özellikle genç kızlar konusunda ortaya çıkıyordu. Muhalif genç kızları idam etmeden önce, bakire olarak ölüp de cennnete gitmemeleri için ırzına geçiyorlardı.
Bir cezaevinde şafak vakti idam edilmeden önce ırzına geçilen küçük bir kızın acısı kağıda kaleme sığmaz, tarif edilemez.
Bu barbarlıkları yürüten kadro İslam dini adına davrandığını söylüyordu hem de!
***
BUNCA yıl sonra İran soluk almaya başladı.
Liberal eğilimli, ılımlı Seyyid Muhammed Hatemi büyük bir sürprizle oyların yüzde 70'ini alarak Cumhurbaşkanı seçildi.
Halk mollaların oyununu bozdu. Heveslerini kursaklarında bıraktı. Bu gelişmeyi alkışlamak gerekiyor.
***
CENGİZ Çandar'ın belirttiği gibi önünde sonunda Hatemi de bir din adamı.
O da sistemin muteber kişilerinden biri.
Ama burada önemli olan Hatemi'nin kişiliğinden çok halkın tepkisi.
Seçimlerdeki en aydınlık adayı destekleyen halk, belki de başka seçenekler sunulduğunda Hatemi'yi de geri bırakacak kararlara imza atacaktı.
Son seçim, İran halkının Mollalar rejimini istemediğini, aydınlığa ve insan haklarına susadığını gösterdi.
Süreç başlamıştır.
Bugün Hatemi yapıyor bu işi, yarın daha liberali, daha demokratı çıkar.
***
SADİ'nin, Hafız'ın, Hayyam'ın ülkesi, kendisine yakışan bir rejime doğru adım adım gidiyor.
Kutluyoruz!
Belki de müzisyen arkadaşımın piyanosunu topraktan çıkaracağı günler yaklaşmakta.
