DÜNYADA değişim rüzgarları esiyor.
İtalya, Prodi başkanlığında bir sol ittifakla yönetilmekte.
İngiltere, Tony Blair ve İşçi Partisi'yle Avrupa tarihinde yepyeni bir sayfa açtı.
Fransa'da seçimlerin ilk turunu sol kazandı.
İran halkı yüzde 70'lere varan ezici bir çoğunlukla, mevcut adaylar arasındaki en ılımlı, en çağdaş adaya, Hatemi'ye oy verdi.

Bu oy patlamasında kadınların ve gençlerin etkisi büyük.
İnsanlar, çağdaş yaşam biçimine saygı gösteren yönetimler istiyor.
Hukuka, bireysel özgürlüğe, toplum dayanışmasına önem veren liderleri destekliyor.

***

DÜNYADA böylesine güçlü değişim rüzgarları eserken, Türkiye şeriat ve köktendincilik konularıyla uğraşmakta.

Sultanahmet mitinginde gözüme çarpan bir pankartta şunlar yazıyordu: “İçinizdeki laiklik canavarını durdurun!”

Bu cümle, nelerin amaçlandığını, ne yapılmak istendiğini açıkça ortaya koyuyor.
İktidarda bir gün daha kalabilmek uğruna bütün ülkeyi yakmaya hazır ihtiraslı politikacı oyunlarıyla Türkiye, dünyadan ayrı düşürülmek, baskıcı karanlıklara çekilmek isteniyor.
Bunun dinle ilgisi yok.
Nazım Hikmet, Mehmet Akif'ten söz eden şiirinde bunu çok açık ortaya koymuştu:
“Akif inanmış adam, Akif büyük adam!”
Laik rejimi savunan her aklıbaşında kişi, inananlara saygı duyar ve inancı bir iç zenginliği olarak görür.
Laiklik ilkesinin temeli, inancın kişisel boyutunu öne çıkarmak ve toplum yaşamındaki inanç baskılarını engellemektir.
Eğer inananlara yapılan bir baskı varsa, laik prensip bu baskının da karşısında olmayı gerektirir.
Ne var ki kavram kargaşası ve en yalın konuların bile çarpıtılması, bizi içinden çıkılmaz bir din savaşları kargaşasına sürüklemekte.

***

OYSA Türkiye, yüzyılın ilk çeyreğinde inanılmaz bir çağdaşlaşma mücadelesi vermiş ve anti - emperyalist kurtuluş savaşını, çağdaş reform hareketleriyle tamamlamış bir ülke.

Bu reformlar ve kişisel özgürlük sınırlarının genişlemesi bütün dünyada yankılanmış ve çok önemsenen bir örnek yaratmış.
Bir İslam ülkesinde ilk kez yaratılmış olan bu örnek hala aşılamadı.
Bu ülkenin dünyada esen değişim ve yenileşme rüzgarının dışında kalması mümkün mü?
Elbette değil!
Bizim sıkıntımız, halk iradesinin Meclis'e tam olarak yansımamasından ve Ankara politikası denilen sağlıksız yapıdan kaynaklanıyor.
Halkın ezici çoğunluğu, çağdaş yaşam biçiminden, laiklikten ve özgürlükten yana.
Bu yüzden Türkiye'nin yüz yüze geldiği sıkıntıları, geçici bir dönem olarak görmeli ve sessiz çoğunluğun, Ankara politikasını etkilemesi için mücadele vermeliyiz.
Türkiye bu değişimin bayraktarlığını yapacak ülkelerden biri!