Birkaç yıl önce yazdığım düşünceler elime geçti. Baktım “çekilme istegi”mde hiçbir değişiklik olmamış. Hatta daha da artmış. Yazıyı tekrarlamak geldi içimden.

Jcan-Paul Sartre, “Başkaları cehennemdir!” demişti. Bu anlayış bize uymaz. Bir arada yaşamayı severiz biz. Dostlarımızı her gün görmek isteriz. “Yalnızlık Allah’a mahsus!”

İtalyanlar Napoli-Milano sendromu diyorlar buna. Güneyde, Napoli’de, çevreniz akrabalarla, insanlarla, dostlarla çevrili. Sarmaş dolaş yaşıyorsunuz. İnsan sıcaklığı var ama özgürlüğünüz eksik. Tek başına kalamıyorsunuz. Kuzeyde, Milano’da ise özgürlüğünüz, bireyselliğiniz sizin elinizde. Ama bu kez de insan sıcaklığından yoksun kalıyorsunuz. Çevreniz boş. Napoli ve Milano tarzlarından hangisi doğru acaba? Ne olursa olsun Akdeniz insanları İskandinavlar gibi yalnız kalamaz. Ama zaman zaman içinizden bir köşeye çekilmek gelmiyor mu? “Çılgın kalabalıktan”, ihtiraslardan, medya kavgalarından, politik hırslardan, ucuzluklardan, bayağılıklardan uzak bir köşeye kaçmak istemiyor musunuz? Fazıl Hüsnü Dağlarca ya bakın. Büyük şair, Türkiye’nin ve medyanın gündeminden çekiliverdi. Melih Cevdet Anday da öyle. Yaşar Kemal, aldığı yabancı ödüller olmasa hiç ortalarda görünmeyecek. Köşesinde roman yazmaktan başka hiçbir isteği yok. Daha niceleri…

Son yıllarda bastıramadığım bir “çekilme” isteği doluyor içime. Zaten bir yere gittiğim yok. Ne bar severim, ne gece eğlencesi. Varsa yoksa birkaç dost, bir iki temiz insan. Hepsi bu kadar. Bunu da bir köşeye çekilerek, medyanın gündeminden uzakta yapmak ve “hayatı bir sincap kadar ciddiye alarak yaşamak” mümkün değil mi? Varsın “Ben senden üstünüm, ben senden zenginim, ben senden bilgiliyim” diyerek birbirlerinin gözünü oysunlar. Hiç kimseye düşmanlık beslememişsin. Hayatında kimseye saldırmamışsın. Şimdi artık saldırılar karşısında bile kendini savunmayı bırak, çekil bir köşeye; daha derin bir gerçeğin izini sür.V e bir sincap kadar doğal ve onurlu yaşa!