Askar Akayev de bu politik tsunaminin kurbanı oldu. Dünyanın büyük değişim sürecini ve işlerin nereye varacağını algılamakta zorlanıyor insan. Geçenlerde UNESCO toplantısında bir dostum dedi ki: “Dünya yeni bir soğuk savaş dönemine giriyor.” Bir başka dostum da şöyle katıldı konuşmaya. “Ama bizim zaten yeni bir soğuk savaşa ihtiyacımız var.” Bu olaylar bir dünya egemenliğinin kilometre taşları mıdır, yoksa yeni bir soğuk savaşın başlangıcı mıdır bilemem. Bunu bilse bilse 11 Eylül’den sonra iyice kuşatılan Çin yöneticileri bilir. Yeni komşuları Amerika’nın niyetlerini en iyi onlar okur. Kırgızistan olaylarını yakından izledim, çünkü ben bu ülkenin 23 numaralı onursal yurttaşıyım. 1986 yılında Yaşar Kemal’le birlikte Cengiz Aytmatov’un daveti üzerine gittiğimiz zaman bu başkentin adı henüz Firunze’ydi, daha sonra Bişkek’e dönüştü. İşte bu kentte yapılan bir törenle bizleri onursal yurttaş ilan edip, bordo maroken kaplı birer kimlik vermişlerdi. Yaşar Kemal 15 numaralı onursal yurttaştı, ben ise 23. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra özerk cumhuriyet statüsünden bağımsızlığa geçen Kırgızistan, ülkenin onuru büyük yazar Cengiz Aytmatov’u cumhurbaşkanı yapmak istedi. Ama Aytmatov bu öneriyi geri çevirdi ve Akayev’i aday gösterdi. Aytmatov, Kırgız halkının gönlüne yerleşmiş ve ulusal anıta dönüşmüş bir kişilik. Politik liderler gelip geçiyor ama Aytmatov gibi insanlar ülkenin mayasına karışıyor. Bu yüzden Asgar Akayev’in durumuna düşmüyorlar. Bişkek, Alatav dağlarının eteklerinde, elma bahçeleriyle dolu, güzel ve temiz bir şehirdi. 1986’daki ziyaretimizden sonra bizim “Issık Göl Grubu”nun heykelini bu parkın bir meydanına dikmişlerdi. Daha sonra çalındı bu heykel. Cengiz Aytmatov’un anlatımıyla “Uğru çaldı, Hıtay’da sattı.” Yani “Hırsız çaldı ve Çin’de sattı.” Fahri yurttaş oldunuz da bu ülkede bir dikili ağacınız var mı diye soracak olursanız eğer, buna “Evet” cevabını veririm. Yaşar Kemal’in de benim de Kırgızistan’da dikili ağacımız var. Çünkü yine 1986 yılında grup üyelerinin her birinin adını taşıyan fidanlar dikilmişti. Şimdi koca ağaç olmuşlardır herhalde. Kırgızistan benim çok sevdiğim ve unutulmaz dostluklar kurduğum bir ülke. Umarım ve dilerim ki ne olursa iyi olsun, bu güzel ülkenin yüzünü güldürsün. Kırgız dostların kadeh kaldırırken söyledikleri gibi: “Kırgızistan’ın saltanatı içün.”
Not: Yazıyı bitirdikten sonra haberlerden, sevgili dostum Rosa Otunbayeva’nın muhalefet liderleri arasında “temel direk” olduğunu öğrendim. Rosa harika bir insandır ve bu işi en iyi yürütecek kişilerden biridir. Umarım her şey iyi gider.
