Ermeniler, Karabağ’a el koymuş. Ülkenin birçok bölgesi işgal altında. Buna rağmen Azerbaycan kendi içinde bir bütünlük sağlayamıyor. Aliyev, Hüseyinov, Elçibey, Muttalibov simgelerinde halk birbirine düşmüş. Söylentiler, kavgalar, yürüyüşler, darbeler birbirine kovalıyor. Bir ülke, düşman karşısında birleşemezse ne zaman birleşir? Topraklarını yitirirken uzlaşma sağlayamazsa, ne zaman sağlar? Evet, bu bölünmelerde petrol ve nüfuz bölgeleri için Azerbaycan üzerinde oynanan dış oyunların, özellikle de Rusya’nın parmağı var ama her ülke için böyle hesaplar yapılıyor. Azeriler, neden dış güçlerin oyunlarına bu kadar açık?

Bu noktadan kalkarak bir genelleme yapabiliriz sanıyorum: Azerbaycan’da yaşayanlar tipik bir Türk geleneği . Düşman tehdidi altındaki Azerbaycan’ın bölünmüşlüğüyle, Türkiye siyasetinde aynı görüşü paylaşan partilerin bölünmüşlüğü arasında ne fark var söyler misiniz? DYP ile ANAP, aynı felsefeyi paylaşmalarına rağmen lider kavgasından bir araya gelemiyor. Sol partiler, bölündükleri yetmiyor gibi bir amip gibi kendi içlerinde çoğalıyorlar. SHP, kaçınılmaz bir yenilgiye sürüklendiği 4 Aralık seçimlerine doğru, genel başkanlık hesabı yapan politikacılarla dolu. Şu anda partili milletvekillerinin yarısı bakanlık yapmış durumda. Bu gidişle partinin üçte birine de genel başkanlık yaptıracaklar. Azeriler nasıl Ermeni tehdidine aldırmadan birbirlerini yiyorlarsa, bizdeki partiler de ülkenin ağırlaşan sorunlarını bir yana bırakmış, rakiplerini yok etmeye çalışıyorlar.

“Allahım benim iki gözümü kör et, yeter ki düşmanımın da tek gözü kör olsun!” mantığıdır bu ve bizde çok yaygındır. Asya’daki köklerimizden devraldığımız bir huy.

İşte REFAH’ı geliştiren ortam da bu. Çünkü şu anda REFAH’la aynı kulvarda koşan ve onunla rekabet eden bir parti yok. Bu yüzden diğerleri kendi aralarında dövüşürken o yoluna rahat rahat devam ediyor. Bugün bir DYP yöneticisini okusanız, 4 Aralık seçimlerinde ANAP kazanacağına REFAH’ın kazanmasını tercih eder. Aynı durum ANAP içinde söz konusudur. DYP’nin zafer kazanması yerine REFAH’ın ezip geçmesini yürekten ister. 27 Mart seçimlerinde İstanbul’da REFAH’ın kazanmasını dileyen nice ünlü sol politikacı ve aydın biliyorum.

Orta Asya Türk tarihinden günümüze uzanan bir perspektif içinde düşünürseniz bütün taşlar yerine oturuyor: Azerbaycan’daki politikacıların Ermeni tehdidine ve Rus oyununa rağmen birbirlerinin kuyusunu kazmaya devam etmeleri de olağan, Türkiye’de her grubun birbirine düşmesi de. Çünkü bir zamanları ünlü deyimiyle “Biz bize benzeriz!”