Bugünlerde okuduğum bir kitap; “Amipler kaplanlardan daha kahramandır.” diyor. “Çünkü sonsuza kadar bölündükleri için hiçbir zaman ölmezler. Yiğit kaplanlar ise er geç ölür. Sonunda savaşı kazanan amipler olur.” Acaba sol bunun için mi bölünüyor dersiniz? Kaplan gibi kahramanlıklardan hayır gelmeyeceğini anlayıp, amip kahramanlığına mı özeniyor? Bugün Türkiye’de solun bir tek derdi var: Kendi dışında kalan sol! Sol gazetelere baktığımız zaman bu durum içler acısı bir berraklıkla ortaya çıkıyor. Hemen hemen hiçbir sol yazarın mevcut düzenle ve düzendeki çarpıklıklarla uğraştığı yok. Varsa yoksa öteki solcular. Türkiye hala kim solcu, kim değil, kim dönek, kim en kahraman tartışmalarıyla uğraşıyor. Sivas’ta aydınlar katlediliyor. Bakıyorsunuz solun bir numaralı derdi, hangi yazarın haberi nasıl yazdığı, ne yorum yaptığı. Kendi dışındaki sola çatmayan bir sol yayım yok gibi!
Bu durum, dipsiz bir umutsuzluğun sonucu mu? Sol, düzeni değiştirmekten, dünyayı daha doğru, daha güzel ve daha yaşanılır kılma amaçlarından vaz mı geçiyor? Açık, sivil ve yaratıcı bir toplum hedefi rafa mı kaldırıldı? Sol yazarların çoğunu okuduğumda böyle bir inanç ve temizlik, arınmışlık özlemi göremiyorum doğrusu. Güzel olanı bile övmekten korkuyorlar. Zaten “övgü” sözcüğü, Türk sol lügatından yavaş yavaş silinmekte. Sanki yenilmiş bir ordu kendi içinde suçlu arıyor ve birbirini öldürüyor.
Savaşların en korkuncu iç savaşlardır. İspanya’da, Yunanistan’da, Yugoslavya’da, Gürcistan’da iç savaş sırasında yapılan gaddarlıklar, düşman ordularıyla savaşırken yapılanları kat kat aşmıştır. Türk solunun iç savaşı da çok kanlı geçiyor. (Bu cümle, kelime anlamıyla kan akıtmaktan, düşünce alanında kan kaybına kadar birçok anlamda doğrulanabilir.) Bu sakat gelenek, bugünlerde gündeme gelen SHP Genel Başkanlık yarışma doğru zehirli sarmaşıklarını uzatma eğiliminde. Ortaya çıkan adaylar daha şimdiden, Alevi mi Karadenizli mi, gerçekten solcu mu değil mi gibi sol terminolojiye yakışmayacak soru işaretleriyle yıpratılmaya çalışılıyor. Solun bir sistem alternatifi olabilmesi için bu tuzaklardan uzak durması gerekir. Solcu solcunun kurdu değildir. Dünyaya “barış, ekmek, özgürlük” haykırışıyla seslenen ve “kardeşlik, dayanışma” sloganlarını işleyen sol hareketler, birer zehirli akrep çiftliğine dönüştürülürse, kendi içindeki yargılamalarla uğraşan bir “Cosa Nostra” örgütüne benzer. Kahraman olmanın yolu amiplikten geçmiyor.
