YABANCI basın bile Türkiye için alarm çanlarının çaldığını bildirir-ken bizim iktidar neden istifa yolu-nu seçmez?
Askerler her fırsatta hükümete, iktidar olmadığını bildirir de onlar niçin onurlu bir çekilme düşünmez-ler?
Şekil bakımından iktidarda olma-nın, muktedir olmak anlamına gel-mediğini bile bile niçin son ana ka-dar diretir dururlar?
***
ASLINDA bu soruları değişik bi-çimlerde de sorabiliriz.
Seçimleri yitiren John Major niçin istifa yolunu seçer?
Neden Alain Juppe, başbakanlık koltuğunu bırakır gider?
***
BU soruları bir Fransız arkadaşı-ma sordum.
Fransa açısından cevabı basitti: “Conscience Rebuplicaine yüzün-den!”
Yani Cumhuriyet bilinci, daha doğrusu Cumhuriyet inancı!
Fransa’da en yüce makam, Cumhuriyet inancına sahip olmak ve bu onura layık olarak yaşamak. Bununla kıyaslandığı zaman po-litika gelip geçici bir unvan olarak görünüyor.
Cumhuriyet bilincini yitirmiş o-lan bir insan onursuz sayılıyor ve bu da hiçbir politik makamla gide-rilemeyecek kadar ağır bir itibar kaybı.
Bu yüzden insanlar itibarlarını yitirecek yerde istifayı, hatta Beregoy örneğinde görül-düğü gibi intiharı seçiyorlar.
***
BİZDE ise iş Karagöz - Hacivat oyununa döndü:
“Sen başbakanlığı bana ver a iki gö-züm!”
“Al sana başbakanlık Hacı cav cav!”
İyi ama Karagöz oyunlarının nasıl bittiğini hepimiz biliriz:
“Yıktın perdeyi eyledin viran
Varayım sahibine haber vereyim heman!”
***
NEYSE...
Yine de dilimiz varmıyor.
Bu Pazar yazısını, perdenin yıkılmaması di-leğiyle noktalayalım.
Umarız Türkiye bütün sorunlarını demok-rasi içinde çözmeyi başarır ve bu zor sınav-dan alnının akıyla çıkar.
