AMERİKA'daki "Silikon Vadisi" gibi, bizde de bir havlu - bornoz vadisi oluşmuş durumda.

Bu gerçeği konser vermek üzere gittiğim Denizli'de öğrendim. (Bu arada Denizli stadyumundaki coşkulu dostlara teşekkürler!)

Dünyada bornoz ve havluyla ilgilenen kim varsa Denizli adını biliyor. Çünkü şu anda dünyadaki en büyük üretim burada yapılmakta.

Amerika gibi dev bir tüketim ülkesinde satılan bornozların yüzde 25'i Denizli'den gitmekte.

Bu da aşağı yukarı yılda 20 milyon bornoz demek.

Bu vadi, Avrupa pazarındaki bornoz ihtiyacının yüzde 17'sini karşılıyor.

Yani Avrupa'ya yılda 13 milyon bornoz satılıyor.

Denizli her yıl 1 milyar dolarlık havlu ve bornoz ihraç ediyor.

Kısacası denizle hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen Denizli adını taşıyan ilimiz, su eksiğini havlu ve bornozla kapatmış durumda.

Denizli'nin yüzmek için denizi yok ama kurulanmak için havlusu var.

***

DENİZLİ'ye uğramışken, bu alanda dünya çapında üretim yapan Funika firmasını ziyaret ettik.

Bir ucundan giren ipliğin, bornoza dönüşerek çıktığı Funika firması 22 ülkeye ihracat yapıyor.

Firmanın kurucusu Nuri Sözkesen'e Denizli'deki bu tekstil patlamasının nedenlerini soruyorum.

Tahmin ettiğim gibi tarihsel kökleri var.

Roma İmparatorluğu döneminde Julius Sezar'ın giysileri bile Hiyerapolis kentinde yani Denizli'de hazırlanırmış.

Genç kuşak girişimciler bu tarihsel mirası yaratıcılıkla birleştirerek dünyanın en büyük havlu - bornoz vadisini oluşturmuşlar.

Bugün New York'un Beşinci Cadde'sindeki ünlü Saks mağazasından, İsveç'in İkea zincirine kadar nerede lüks bir bornoz görseniz altından Denizli çıkıyor.

Hatta bazı İtalyan firmalarının yaptırdığı bornozlar Denizli'den İtalya'ya gidiyor ve dönüp dolaşıp bizim mağazalarımızda satışa sunuluyor.

***

PEKİ, devlet bu işin neresinde?

Hiçbir yerinde.

Ankara gölge etmesin; başka ihsan istenmiyor.