Kafa yormayı gerektirmediği için, bu ülkede en kolay şey siyasi konularda ağzına geleni söylemektir. Ülke hakkında yorum yapmanın da bir bilgi birikimi gerektirdiği anlaşılmaz kolay kolay. Çünkü herkes çıkıp; “Bu da benim fikrim!” diyerek konuşur. İlk bakışta çok doğru görünür bu söz. Öyle ya; herkesin kendi fikrini belirtmesi bir “insan hakkı” değil midir? Demokrasinin ta kendisi sayılmaz mı bu durum? Sayılır! İyi ama aynı insanlara; “Hadi dünya ağır sıklet boks şampiyonuyla ringe çık!” deseniz, kabul etmezler. “Bu da benim spor yapış tarzım!” demezler. Adamın heybeti, kasları gözlerini korkutur. Naim Süleymanoğlu’yla halter kaldırma yarışına girmek de akıllarına gelmez. “Bu da benim halter kaldırma biçimim kardeşim. Demokrasi var, ne karışıyorsunuz? Süleyman öyle kaldırıyor, ben böyle kaldırıyorum.” diyemezler. Ama ne yazık ki bilgi görünmez; beyin kasları insanların gözünü korkutamaz; ömrünü ilme irfana vermiş adamla, elifi görse mertek sanan adam dış görünüş bakımından birbirine benzeyebilir..Bu yüzden en cahil insan bile Einstein’a meydan okuyup, “Bu da benim fikrim kardeşim!” dedi mi iş biter. Çünkü hayatı kitap okuma üstüne değil, meydan okuma üstüne kuruludur.

Gazetelerin ve haber sitelerinin durmadan güncellenen haberleri, anında bir yorum sağanağına tutuluyor ama Türkiye’de son yıllarda iyice yerleşen, kötünün iyiyi kovması alışkanlığı bu alanda da kendini göstermeye başladı. Kara cümlesi bozuk, ana dilini yazmaktan konuşmaktan aciz birçok lumpen, geçiyor internet başına ve okuduğu gazete haberlerine yorumlar yağdırıyor. Neler yok ki fikir beyan ettikleri konular arasında: Kuzey Irak operasyonu, ekonomi, sanat, kültür, tanınmış kişiler, dünya, uluslararası stratejiler… Her konuya bir iki cümleyle değiniyorlar. Çoğu da küfür ediyor, bol bol cinsel organ ve cinsel eylem sayılıp dökülüyor bu yorumlarda. Ve bu kafa karışıklığı, bu şiddet eğilimi ve hakkaniyetten, insaftan, izandan yoksun yorumlar karşısında dehşete düşüyor, Türkiye’de böyle insanların yaşamakta olduğundan utanıyorsunuz. Bir de tabii kafanız gelip gelip dilimizin, Türkçemizin içler acısı haline takılıyor. Güzel bir bebeği gözünüzün önünde dövüyorlarmış gibi acı duyuyorsunuz.

Hep söylüyorum; bu lumpenleşmenin ve lumpenliği yüceltmenin sonu iyi değil. Çünkü sayıları ve cüretleri her geçen gün biraz daha artıyor. Bu yüzden Türkiye; cehaletin bilgiye, kabalığın nezakete, ilkelliğin gelişmişliğe tercih edildiği bir ülke haline geldi. Bence esas sorun bu!