ANKARA Cumartesi akşamı Ankara Hipodromunu dolduran yüz binlerin coşkusunu görmenizi isterdim. Her şeyin kirli, çürük ve adi olmadığını, bu ülkede sanat dostu, insan dostu aydınlık kitlelerin yaşadığını görerek benim gibi umutlandırdınız. Verdiğimiz konser, bu görkemli kitleyi bir araya getiren küçük bir vesileydi. İzlenmesi gereken şey ben ve yaptığım müzik değil, bu inanılmaz kalabalık ve hayranlık uyandıran coşkuydu. Bu yüzden kendime hiç pay çıkarmadan size bu insanları anlatmak istiyorum. Türkiye’de nice büyük sanatçı geldi geçti. Bugün de nice ustalar yaşıyor, yaratıyor. Ben de sanat kervanına kendi tarzında, eksiğiyle doğrusuyla takılmış giden biriyim. Yani marifet bende değil. Bu güzelim halk bizleri layık olduğumuzdan da fazla bir coşkuyla ödüllendiriyor, sahip çıkıyor.
Ankara konseri için Çankaya Belediyesi’nin astığı 230 billboard, karanlık güçler tarafından bir gecede kapatılıyor. Bu işi yaparken yakalananların bazı partilerle ve parlamentoyla çok garip yakınlıkları var. Billboard olanağı ortadan kalkınca, Çankaya Belediyesi ve Başkan Doğan Taşdelen bez duyurular astırıyorlar. Bunlar da indirilmeye çalışılınca halk engel oluyor ve birçok kişi özel radyoları arayarak bu çirkin eylemi şikayet ediyor, hatta bazıları öfkeden ağlıyor. Çankaya Belediyesi, Büyükşehir’i uyarıyor ve konsere 200 bin kişi beklendiğini bildirerek, bu insanların ulaşımı için otobüs sağlanmasını istiyor. İstek reddediliyor. Doğan Taşdelen daha sonra Ankara Emniyet Müdürü’ne başvuruyor ve halkın güvenliği için otobüs sağlanmasını istiyor. Buna da red cevabı geldiği yetmiyormuş gibi Emniyet Müdürü, bomba ihbarları olduğunu söyleyip konseri iptal etmeyi tavsiye ediyor. Buna rağmen Ankara’nın pırıl pırıl insanları bu güçlükleri aşıp, sabahın 11.00’inden itibaren Hipodrom’a akın akın gelmeye başlıyorlar. Hepsi kapıda tek tek aranıyor. Tribünler dışında kalan yüz binlerce insan yerlere, taşa, betona oturuyor. Bu yıl en yüksek katılım gerçekleşiyor ve giriş kapısına kadar uzanan yol doluyor, kapılar tıkanıyor. Halkın girişi hava karardıktan sonra tamamlandığı için hiçbir kamera karanlıktaki on binleri göremiyor. Çünkü orada hiçbir aydınlatma yok. Sahneden baktığınız zaman gözünüz önünde sonsuzca uzayıp giden bir insan selini ve ellerindeki mumları görüyorsunuz. Bu kadar insan Amerika’da, İtalya’da, İngiltere’de bir araya gelse hem en iyi teknik hizmeti alır, hem de yer yerinden oynar. Oysa biz onlara ne yeterli ses sağlayabiliyoruz, ne yeterli ışık, ne de düzenli bir yerleşim. İşte Türkiye’nin sorunu bu. Halk parlamentodan da, basından da, sanatçılardan da, teknik kadrolardan da ilerde.
Ankara’daki saygı değer yüz binlere teşekkür ediyorum. Hepimiz aklımızı başımıza toplamalı ve bu halka layık olmaya çalışmalıyız. Sağ olun sevgili dostlarım.
