Türkiye gırtlağa kadar çamura gömüldü. Skandal bir değil ki! Korkmaz Yiğit, Alaattin Çakıcı, Abdullah Çatlı, Yeşil yolsuzluk, rüşvet, mafya, Meclis soygunu, Gülay Aslıtürk, Karadeniz otoyolu, İzmit Körfez Geçiti, Türkbank ve Poaş ihaleleri, Susurluk, Yüksekova çeteleri… Say sayabildiğin kadar. Bu duruma gelmiş bir ülkede temizlik kaçınılmaz olu. Hiçbir ülke, yıllar boyunca böyle bir pisliğim üzerinde oturmaz. Soru şudur: Sistem kendi kendini temizleyebilecek mi? Yoksa bu işi başkaları mı yapacak?

Korkmaz Yiğit skandalında hükümetin takındığı tavır, bu konuda hiç umut vermiyor. Hükümet, her zamanki küçük ayak oyunlarıyla ömrünü uzatmaya ve skandalı atlatmaya, unutturmaya çalışıyor. Ortaya çıkmış olan ciddi soruları cevaplayacak yerde, muhalefet partilerini suçlayarak, işi bir sokak kavgasına çevirmek eğiliminde. Eğer işler böyle gelişirse, yani siyaset kendisini ve Türkiye’yi arındıracak yepyeni bir üslup yakalayamazsa, hiç kuşkunuz olmasın, birileri gelir ve işi temizler. Mesele, bu dramatik noktaya varmadan fren yapmayı becerebilmek.

Son yıllarda, merkez sağdaki iki parti de çok yara aldı. Bu süreç hızlanmış gibi görünüyor. Galiba, “iyi saatte olsunlar” diyebileceğimiz bazı çevreler, bir düğmeye bastılar. Bugüne kadar “siyasi himaye”ye mazhar olmuş mafya liderleri teker teker yakalanıyor. Gizli ilişkiler, pislikler ortaya dökülüyor. Bunları hükümetin yaptığını hiç sanmıyoruz. Alaattin Çakıcı’nın Fransa’da yakalandığı haberini alan Başbakan’ın “İyice tahkik edin. Geçen seferki gibi yaşan çıkmasın!” demesi, bunun en belirgin kanıtı. Hûkümete rağmen bir şeyler oluyor. Merkez sağdaki bölünmenin siyasal İslam’a iktidar şansı verdiğini bilen “çevreler”, bir düğmeye bastılar. Günlük gelişmeler, bu operasyonun küçük parçaları. Hepsini birleştirdiğiniz zaman resim iyice ortaya çıkıyor. Türkiye herhalde önümüzdeki seçimlere bu siyasi yapıyla gitmeyecek.